- 24 Ağu 2025
- 400
- 0
- 16
20. Yüzyılda Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı ve Temsilcileri
XX. asırda, Anadolu’da; her yönüyle kalkınan, değişen, gelişen ve dünyanın her köşesinde gördüğü bütün bilimsel gelişmeleri ülkemize taşıyan bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti dönemi asrıdır. Her kademedeki, eğitim-öğretim, dünya standartları ölçüsünde, hatta üstünde olarak varlığını sürdürmektedir. Bu asrın birinci yarısında karşılaştığımız pek çok sıkıntıyı; Mustafa Kemal Atatürk‘ün önderliğinde, devletin, milleti ile bölünmez bütünlüğü ülküsündeki anlayış ve çalışmalarımızla başarıya ulaşıp, her yönüyle zafer kazanmışızdır.Bu asır, Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı alanında da başarılı eserler vermiştir. Özellikle, tekke ve zaviyelerin kapatılması ve mevcut tekke şairlerinin de yeni gelişmeler gösterememesine rağmen, Cumhuriyet’in ilânını müteakip Mustafa Kemal Atatürk’ün Kur’an-ı Kerim tercüme ve tefsiri ile görevlendirdiği Elmalılı Hamdi Yazır ve Mehmed Akif’in bu sahadaki mensur ve manzum çalışmalarını biliyoruz. Ayrıca bu yüzyılın mutasavvıf şairlerinden; Edip Harabî, Mihrabî, Mehmet Nuri, Yozgatlı Hüzni, Âşık Molla Rahim, Derûni, Sıtkı, Zeynel Usul Baba, Ferid Kam, Ahmed Nâim, Ahmed Hamdi Akseki, Yahya Kemal, Kemal Edip Kürkçüoğlu vb.lerini ve eserlerinin edebiyatımızdaki mühim yerlerini belirtmekte fayda vardır.
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı şairlerinin şiirlerinde “fikrî unsur” ile “dinî vecd”in ön planda olduğu ve bunların yalnız bir grubu değil, bütün halkı-cumhur’u hedef alıp Türk toplumunda birleştirici, bütünleştirici bir rol aldıkları her zaman görülmektedir. Hâlbuki Divân ve Halk şairlerinde bu halkı-cumhuru değil, belirli grupları hedef kitle olarak seçtikleri için kitleleri birleştirici bir rol üstlenememişlerdir.
Bu bakımdan Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı şairleri; birleştirici-bütünleştirici olgusunu her zaman vurgulamışlardır. Yani bunlar, dağdaki çobana da, saraydaki devlet başkanına da aynı dil, aynı muhteva, aynı kültür ile hitap ederek onlar arasında da birleştirici-bütünleştirici rollerini ve hoşgörü fonksiyonlarını icra etmişlerdir.Bu itibarla Dinî-Tasavvufi Türk Edebiyatı’nın; tarihin başlangıcından günümüze ve geleceğe kadar olmak üzere bu hoşgörülü yaklaşımlarını, mensubu bulunduğu Türk milletini atalarının vasiyetlerini de dikkate alıp çağın üstüne taşıyarak fikrî ve zühdî normlarını da vermeye devam edeceklerini kabul ediyoruz.
- Edîb Harâbî
- Mihrâbî
- Mehmet Nuri
- Yozgatlı Hüznî
- Âşık Molla Rahim
- Derûnî
- Sıtkı
- Konyalı Mehmet Yakıcı
Kaynak: Prof.Dr. Abdurrahman GÜZEL, Türk Halk Şiiri