- airlines: haya yolları
- airport: havalimanı
- aisle seat: koridor koltuğu
- ancient: antik
- announcement: anons
- arrival: varış
- arrive: varmak
- bagel: simit
- baggage: bagaj, valiz
- beans: fasülye
- beef: sığır eti
- bill: hesap
- board: uçağa binmek
- boarding pass: uçuş kartı
- boat tour: tekne gezisi
- book a flight: uçak bileti ayırtmak
- boring: sıkıcı
- breakfast: kahvaltı
- bring: getirmek
- business class: ticari sınıf
- busy: meşgul, yoğun
- buy a ticket: bilet almak
- cancel: iptal etmek
- capital: başkent
- cheap: ucuz
- check-in desk: bilet kontrol masası
- cheese: peynir
- chopsticks: yemek çubukları
- clothing: giyim
- crowded: kalabalık
- culture: kültür
- customer: müşteri
- customs: gelenek
- delay: ertelemek
- delicious: lezzetli
- dessert: tatlı
- destination: gidilecek yer
- disgusting: iğrenç, berbat
- dish: yemek
- doughnuts: çörek, gözleme
- drink something: bir şey içmek
- dumpling: çin mantısı
- economy class: ekonomi sınıfı
- exciting: heyecanlı
- expensive: pahalı
- experience: tecrübe, deneyim
- fabulous: olağanüstü
- fasten seat belt: emniyet kemeri takmak
- first class: birinci sınıf
- fish: balık
- flight: uçuş
- flour: un
- foreign country: yabancı ülke
- foreigners: yabancılar
- fresh: taze
- fried tomatoes: kızarmış domates
- fries: patates kızartması
- garlic: sarımsak
- gate number: kapı numarası
- gate: kapı
- get around: gezinmek
- go abroad: yurt dışına çıkmak
- greasy: yağlı
- green tea: yeşil çay
- greeting: selamlama
- have dinner: akşam yemeği yemek
- have lunch: öğlen yemeği yemek
- have some soup: çorba içmek
- have the bill: hesabı almak
- healthy: sağlıklı
- helpful: yardımsever
- horrible: berbat
- hot dogs: sosisli sandviç
- huge: devasa
- important places: önemli yerler
- juicy: sulu
- large: geniş
- leave: ayrılmak
- lentil: mercimek
- located: yer almak
- location: konum
- luggage: bagaj, valiz
- main course: ana yemek
- main dishes: ana yemekler
- make a reservation: rezervasyon yaptırmak
- meat: et
- mineral water: maden suyu
- mushroom: mantar
- oil: yağ
- one-way flight: tek yön uçuş
- orange juice: portakal suyu
- order food: sipariş vermek
- order: sipariş vermek
- passenger: yolcu
- passport: pasaport
- pasta: makarna
- pay the bill: hesabı ödemek
- plane: uçak
- pork: domuz eti
- price: fiyat, ücret
- proceed: ilerlemek
- quiet: sessiz
- red peppers: kırmızı biber
- relaxing: dinlendirici
- religion: din
- return ticket: dönüş bileti
- rice: pirinç
- round trip: gidiş-dönüş
- salad: salata
- salt: tuz
- salty: tuzlu
- sauce: sos
- sausages: sosis
- sea food: deniz ürünleri
- seat: koltuk
- security: güvenlik
- serve meal: yemek servisi yapmak
- serve: servis etmek
- sheep: koyun
- sight: manzara
- single ticket: tek yön bilet
- snacks: atıştırmalıklar
- social life: sosyal yaşam
- sour: ekşi
- souvenir shop: hediyelik eşya dükkanı
- spice: baharat
- spicy: baharatlı
- starters: başlangıçlar
- steak: biftek
- stranger: yabancı
- stressful: stresli, gergin
- suitcase: valiz
- sweet: tatlı
- take a trip: seyahat etmek
- terrible: korkunç
- ticket: bilet
- tourist attractions: turistik yerler
- transport: ulaşım
- travel agency: seyahat acentası
- traveller: yolcu, gezgin
- trip: seyahat
- tropical fruit: tropikal meyve
- unhealthy: sağlıksız
- unique: benzersiz
- vegetables: sebze
- visit: ziyaret etmek
- waiter: erkek garson
- waitress: bayan garson
- warm: sıcak
- weather: hava durumu
- window seat: cam kenarı koltuk