- 24 Ağu 2025
- 400
- 0
- 16
Sezgi (intuition) aklındoğrudan doğruya, yani araçsız olarak bir şeyinalgısını elde etmesi manasına gelir. Yani aklın birhamlede, aniden algılaması bir sezgidir.
Sezgicilik, akıl ve duyumu gerçeği bulma ve bilmearacı olarak kabul etmez. Çünkü bunlar, bulmak vebilmek için araçlara muhtaçtırlar. Oysa gerçek ve özbiliş, hiçbir araç olmaksızın, doğrudan doğruya sezgigücüyle bilmekle mümkündür.
Önemli temsilcileri Gazali ve Henri Bergson’dur.
- Gazali (1058 – 1111), felsefeye şüphe ile başlar.Şüpheyi kesin bilgiye ulaşmada bir araç (yöntem)olarak kullanır. Duyular ve akıl bilgilerimizinkaynağıdır, fakat bize kesin bilgiyi vermez. Kesinbilgiye ancak sezgiyle ulaşabiliriz. Gazali’ye göresezgi, Tanrının insan kalbine bağışladığı doğal birışıktır. Bu ışıkla insan, gerçeğin bilgisine ulaşabilir.Gazali bu ışığa “kalp gözü” demektedir. Kalpgözünün açılması için insan kalbini temizlemeli, onuçeşitli arzu ve isteklerin baskısından kurtarmalıdır.
- Henri Bergson’a (1859 – 1941) göre zekâ ve sezgibirbirleriyle karşıt durumdadırlar. Zekâ; statik,hareketsiz bir varlık olan maddeyi bilebilir amadinamik, canlı, değişken olan yaşamı bilemez. Yaşamdeğişmeyi, eylemi ve yaratmayı ifade eder. Yaşamancak zaman içerisinde kavranan bir niteliktir. Zamanise mekân gibi ölçülüp hesap edilemez. Bu nedenleyaşamı ancak sezgi kavrayabilir.
f) Pragmatizm (Faydacılık): Pragmatizm’e göre birşey yararlı olduğu sürece değerli, önemli vedoğrudur. Gerçeklik ve doğruluk insanıneylemlerinin sonuçları, başarıları ve yararlarıyladeğerlendirilir. Kurucusu C. S. Pierce (1839-1914),en önemli temsilcileri ise W. James ve J. Dewey’dir.
- William James’e (1842-1910) göre insanyaşamında işe yarayan ve faydalı olan şeyler doğruve gerçektir. Doğrunun değeri de bize sağladığı faydaile ölçülür. Hayat ve olaylar değişkendir, bu nedenleinsanın ihtiyaçları da sürekli olarak değişir. O haldedoğrular (gerçekler) da bu değişimlere bağlı olaraksürekli değişir. Yani ezeli ve edebi doğrular yoktur.
- John Dewey’e (1859-1952) göre doğru,karşılaştığımız problemleri çözmemizdekullandığımız bir araçtır. Bilgi edinme, insanın birsorunla karşılaşması durumunda başlar, probleminçözümüyle de sona erer. Problemleri çözmemizdeyardımcı olan bilgiler doğrudur. Bu görüşeenstrümantalizm (aletçilik) denir.
Fenomenoloji (Görüngü/Özbilim):
Fenomen,terimsel anlamda “Görünen ve öz bilim” demektir.Kurucusu Edmund Husserl (1859-1938)’dir. Onagöre felsefenin yapması gereken, özlerin niteliğini veişlevlerini araştırmaktır. Fenomenoloji bir felsefesistemi olmaktan çok varlıkların özüne ulaşmak içinkullanılan bir yöntemdir. Bu akıma göre “öz”,fenomenin içindedir ve bilinç bu özü ancak sezgiyoluyla kavrayabilir.
Husserl’e göre; bir fenomenin (nesnenin) öz bilgisine ulaşabilmek için önce onun özüne ait olmayan tüm özelliklerin (ilgisiz görüşler, bilimsel ve günlük bilgiler, önyargılar vb.) ayıklanması (parantez içine alınması) gerekir. Böylece insanın öze ulaşmasını engelleyen, öze ait olmayan öğeler, kısa bir süre için yok sayılır. Yani Fenomenoloji yöntemiyle varlığın özünü meydana getirmeyen somut özellikler ayıklanarak varlık soyutlanır. Bu sayede bilinç, onun özünü doğrudan, aracısız olarak kavrar.
Kısacası fenomenoloji, varlıkların olgusal özellikleri ötesinde bunların özlerini, yani sadece düşüncemizdeki varlıklarını kavrama çabasıdır. Mesela; bir kalemin özüne ulaşmak istiyorsak, kalemin olgusal özelliklerini (şeklini, rengini, ağırlığını vb.) bir kenara bıraktığımızda bilincimizde, onu kalem yapan saf özü, idesi kalır. Bu özler, zaman ve mekâna bağlı değildir, ölçülüp tartılamazlar. Husserl’e göre; insan zihninden tam anlamıyla bağımsız olmayan varlık alanı vardır. İnsan bu varlıklanını bilinciyle bilir. İnsan bilinci tarafından belirlenen bu varlık alanına Fenomenler denir.
Mantık Doğru bilgiye ulaşmak için düşünceler arasında ki ilişki ve düzeni yöneten ilke ve yasaları saptayan alan mantıktır. Mantık doğru düşünmenin kurallarını koyar ve ilkelerini saptar. Bilgi kuramı, bilginin objesi ile uygunluğunu temellendirirken mantığın kural ve ilkelerine dayanır. Mantık onun bir aracıdır.
Sezgicilik, akıl ve duyumu gerçeği bulma ve bilmearacı olarak kabul etmez. Çünkü bunlar, bulmak vebilmek için araçlara muhtaçtırlar. Oysa gerçek ve özbiliş, hiçbir araç olmaksızın, doğrudan doğruya sezgigücüyle bilmekle mümkündür.
Önemli temsilcileri Gazali ve Henri Bergson’dur.
- Gazali (1058 – 1111), felsefeye şüphe ile başlar.Şüpheyi kesin bilgiye ulaşmada bir araç (yöntem)olarak kullanır. Duyular ve akıl bilgilerimizinkaynağıdır, fakat bize kesin bilgiyi vermez. Kesinbilgiye ancak sezgiyle ulaşabiliriz. Gazali’ye göresezgi, Tanrının insan kalbine bağışladığı doğal birışıktır. Bu ışıkla insan, gerçeğin bilgisine ulaşabilir.Gazali bu ışığa “kalp gözü” demektedir. Kalpgözünün açılması için insan kalbini temizlemeli, onuçeşitli arzu ve isteklerin baskısından kurtarmalıdır.
- Henri Bergson’a (1859 – 1941) göre zekâ ve sezgibirbirleriyle karşıt durumdadırlar. Zekâ; statik,hareketsiz bir varlık olan maddeyi bilebilir amadinamik, canlı, değişken olan yaşamı bilemez. Yaşamdeğişmeyi, eylemi ve yaratmayı ifade eder. Yaşamancak zaman içerisinde kavranan bir niteliktir. Zamanise mekân gibi ölçülüp hesap edilemez. Bu nedenleyaşamı ancak sezgi kavrayabilir.
f) Pragmatizm (Faydacılık): Pragmatizm’e göre birşey yararlı olduğu sürece değerli, önemli vedoğrudur. Gerçeklik ve doğruluk insanıneylemlerinin sonuçları, başarıları ve yararlarıyladeğerlendirilir. Kurucusu C. S. Pierce (1839-1914),en önemli temsilcileri ise W. James ve J. Dewey’dir.
- William James’e (1842-1910) göre insanyaşamında işe yarayan ve faydalı olan şeyler doğruve gerçektir. Doğrunun değeri de bize sağladığı faydaile ölçülür. Hayat ve olaylar değişkendir, bu nedenleinsanın ihtiyaçları da sürekli olarak değişir. O haldedoğrular (gerçekler) da bu değişimlere bağlı olaraksürekli değişir. Yani ezeli ve edebi doğrular yoktur.
- John Dewey’e (1859-1952) göre doğru,karşılaştığımız problemleri çözmemizdekullandığımız bir araçtır. Bilgi edinme, insanın birsorunla karşılaşması durumunda başlar, probleminçözümüyle de sona erer. Problemleri çözmemizdeyardımcı olan bilgiler doğrudur. Bu görüşeenstrümantalizm (aletçilik) denir.
Fenomenoloji (Görüngü/Özbilim):
Fenomen,terimsel anlamda “Görünen ve öz bilim” demektir.Kurucusu Edmund Husserl (1859-1938)’dir. Onagöre felsefenin yapması gereken, özlerin niteliğini veişlevlerini araştırmaktır. Fenomenoloji bir felsefesistemi olmaktan çok varlıkların özüne ulaşmak içinkullanılan bir yöntemdir. Bu akıma göre “öz”,fenomenin içindedir ve bilinç bu özü ancak sezgiyoluyla kavrayabilir.
Husserl’e göre; bir fenomenin (nesnenin) öz bilgisine ulaşabilmek için önce onun özüne ait olmayan tüm özelliklerin (ilgisiz görüşler, bilimsel ve günlük bilgiler, önyargılar vb.) ayıklanması (parantez içine alınması) gerekir. Böylece insanın öze ulaşmasını engelleyen, öze ait olmayan öğeler, kısa bir süre için yok sayılır. Yani Fenomenoloji yöntemiyle varlığın özünü meydana getirmeyen somut özellikler ayıklanarak varlık soyutlanır. Bu sayede bilinç, onun özünü doğrudan, aracısız olarak kavrar.
Kısacası fenomenoloji, varlıkların olgusal özellikleri ötesinde bunların özlerini, yani sadece düşüncemizdeki varlıklarını kavrama çabasıdır. Mesela; bir kalemin özüne ulaşmak istiyorsak, kalemin olgusal özelliklerini (şeklini, rengini, ağırlığını vb.) bir kenara bıraktığımızda bilincimizde, onu kalem yapan saf özü, idesi kalır. Bu özler, zaman ve mekâna bağlı değildir, ölçülüp tartılamazlar. Husserl’e göre; insan zihninden tam anlamıyla bağımsız olmayan varlık alanı vardır. İnsan bu varlıklanını bilinciyle bilir. İnsan bilinci tarafından belirlenen bu varlık alanına Fenomenler denir.
Mantık Doğru bilgiye ulaşmak için düşünceler arasında ki ilişki ve düzeni yöneten ilke ve yasaları saptayan alan mantıktır. Mantık doğru düşünmenin kurallarını koyar ve ilkelerini saptar. Bilgi kuramı, bilginin objesi ile uygunluğunu temellendirirken mantığın kural ve ilkelerine dayanır. Mantık onun bir aracıdır.