- 24 Ağu 2025
- 400
- 0
- 16
Evrensel ahlak yasasını öznel (subjektif)özelliklere dayandıran anlayış: Evrensel ahlakyasaları vardır; fakat bu yasalar Tanrı veya doğatarafından belirlenmiş değildir. Bu yasalar insanabağlı bir takım özelliklerle ortaya çıkar, insanın yaşamı ve doğası ile ilgili olarak insan tarafından belirlenir.
Temsilcileri J. Bentham, Mill, H. Bergson’dur.
Utilitarizm (Faydacı Ahlak): TemsilcileriJ. Bentham ve J.S. Mill’dir.
- J. Bentham: İnsan eylemlerinin amacı mutluluktur.Çünkü insan doğası gereği acıdan kaçarak hazzaulaşmayı ister ve bu haz onu mutlu kılar. İnsanınmutluluğu çevresindeki insanların mutluluğuylailgilidir. Çünkü insan sadece kendi eylemlerininetkisi altında değildir, bir arada yaşadığı insanlarıneylemlerinin de etkisi altındadır. Bu nedenle insanımutluluğa götürecek en yüce haz “Olabildiğince çoksayıda insana en çok fayda sağlayan hazdır.”Yani buradaki haz toplumun faydası ön plandadüşünülerek seçilirse bizi mutluluğa götürür.
- J.S. Mill: İnsan eylemlerinin amacı mutluluktur.Mutluluk yarar ile elde edilebilir. “Herkes kendiyararı ile başkalarının yararı arasında uyumkurmalıdır. O halde, “yalnız tek insan için değil,herkes için yararlı (iyi) olanın gerçekleştirilmesigerekir.” Herkes için iyi olanı yapmak insanımutluluğa götürür. İşte bu noktada haz bireyselolmaktan çıkıp evrensel bir yasaya dönüşür.
Sezgicilik: Temsilcisi H. Bergson’dur. Ona göreinsan iyi ve kötüyü ancak sezgi ile kavrayabilir.Ulaştığı ilke “kendi sezgine uy ki, hem kendin hemde başkası için iyi olanı yapmış olasın” dır. İnsansezgisine dayanarak hareket ederse iyi olanı yapmışolur, dolayısıyla herkes için iyi gerçekleştirilir.
Evrensel ahlak yasasını nesnel (objektif)özelliklere dayandıran anlayış: Evrensel ahlak yasaları vardır, fakat bu yasalar kişiden ve kişisel özelliklerden bağımsız olarak vardır. Ahlak yasalarınıinsan yaşamı ve doğası belirlemez, tersine evrenselahlak yasaları insan yaşamını belirler. Bu yasalarinsanın dışındadır ve bu yasa bazen insanın karşısınazorlayıcı ilke olarak, bazen de bir buyruk olarakçıkar. Temsilcileri; Sokrates, Platon, Farabi, Spinoza,Kant
Sokrates: Ona göre insan eylemlerindeki amaçmutluluktur. Bu mutluluğu insana kazandıracak hertürlü değer ve eylemler “erdem” in kapsamına girer.Yani erdem bilgidir. Erdem insanın kendinibilmesiyle ortaya çıkan, yaşamı daha iyi hale getirenve bizi mutlu kılan bilgidir. Bu nedenle Sokrates“kendini bil” sözünü söylemiştir. Kişi kendisinitanımadıkça, kendisi için neyin iyi, neyin kötüolduğunu bilemez. Yani kimse bilerek kötülük işlemez, kötülüğün nedeni bilgi eksikliğidir.
Kişi duruma göre davranamaz, yani “durum ahlaki”diye bir şey yoktur. Kişiler ve durumlar değişmiş olsada değerler, yasalar değişmez, çünkü değerler ve yasalar kişilerden bağımsızdırlar.
- Platon: Ona göre ahlaki eylemlerin amacı, üstüniyilik olan “İyilik ideası”na ulaşmaktır. Ona göremutluluk iyilik ideasını gerçekleştirmektir. Ahlakıntemeli olan iyi ideasına uygun olan davranış iyi,uygun olmayan davranış ise kötüdür. En yüksek iyiyeulaşan insan erdem sahibi insandır. Bu erdemlerbilgelik, cesaret, ölçülülük ve bunlarıngerçekleşmesiyle adalet erdemi.
- Farabi: Ona göre insan eylemlerinin amacı enyüksek iyiye ulaşabilmektir. En yüksek iyi isemutluluktur. Mutluluğa ulaşabilmek için insan öncekendisini, daha sonra evreni anlamalıdır. Bu ancakakıl ve eğitim yoluyla mümkündür. Zorunlu varlık enyüksek iyi ve iyiliğin kaynağıdır. Gerçek varlıkaslında Tanrı’dır. Gerçek varlık Tanrı olduğundanevrenin yasalarının temelinde Tanrının koymuşolduğu yasalar vardır. İnsan için iyi davranış buyasalara uygun olarak yapılan davranıştır.
- Spinoza: Ona göre sadece bir tane sonsuz-mutlakcevher vardır. Her şey bu mutlak cevherden (Tanrı)türemiştir ve her şey aynı zamanda Tanrı’nınkendisidir. Yani Tanrı ile evren bir ve özdeştir(Panteizm). İnsan bu evrenin parçası olduğundanaslında özgür değildir. Gerçek özgürlük, insanınkendi doğasının zorunluluğunu bilmesi, buna ayakuydurması ve Tanrı’nın evrenle bir ve aynı şeyolduğunun bilgisini elde etmesiyle elde edilir. Bubilgi; bizi güçlü ve erdemli kılan, özgürlüğe ulaştırangerçek bilgidir. Bu bilgi, Tanrıyı bilmek, her şeyinonun özünden zorunlu olarak türemiş olduğunu kavramaktır. Bu bilgi erdemin de zirvesidir.
İnsan tutkular ve düşünce ikilemi içinde yaşar.Tutkular, güçsüzlük ve erdemsizlik halleridir.Tutkular içinde insan bir köledir. Düşüncedurumunda ise insan özgürdür. Ahlakin görevidüşünce ile tutkuları yenmektir. İnsan özgürlüğe bilgiile ulaşır ve erdemli olup Tanrı ve evreni bilir.
- Kant: Ona göre evrensel ahlak yasası mümkündür.Fakat böyle bir yasa doğa yasası gibi olanı değil,olması gerekeni içeren bir yapıda olmasıylamümkündür. Bu yasa bizim içimizde var olaniradeyle gerçekleşir. Bu otonomidir. Otonomi“Yasası kendi içinde olmaktır.” ki, bununla birlikteözgürlük ortaya çıkar. Bu, ahlaki eylemin temelşartıdır. Bu ahlak yasasına uymak zorunluluk değil,bir ödevdir.
Ödev; yapmayı, yerine getirmeyi kendi isteğimizleüstlendiğimiz, sorumluluğunu üzerimize aldığımızbir buyruktur. Bu buyruk insanı dışarıdan koşullayankoşullu buyruk (hipotetik imperatif) değildir. Bubuyruk, bizim kendimize koyduğumuz bir buyrukanlamında koşulsuz buyruk (kategorik imperatif) tur.
Koşullu buyruk (hipotetik imperatif) belirli bir amacaulaşmak için ne yapılması gerektiğini söyleyenbuyruktur. İnsanın arzu ve isteklerine bağlı olan bubuyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını dikkate alarakortaya çıkar. Koşulsuz buyruk (kategorik imperatif)ise; bir koşula bağlı olmadan, bütün insanlar içingeçerliliği olan buyruktur. İnsanın arzu ve isteklerinebağlı olmayan bu buyruk, eylemin muhtemelsonuçlarını dikkate almadan, zorunlu olarak ortayaçıkar. Koşulsuz buyruğun temelinde üç ilke vardır.
- Öyle davran ki, davranışın temelindeki ilke, tüminsanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasaolsun.
- İnsanlığı, kendinde ve başkalarında, bir araçolarak değil de, her zaman bir amaç olarakgörecek şekilde davran!
- Öyle davran ki, iraden, kendisini herkes içingeçerli olan kurallar koyan bir yasa koyucuolarak hissetsin!
Yani bir eylem, bir çıkar veya beklenti içerisindeyapılmışsa bu eylem, koşullu eylemdir ve bu eylemahlaki değildir. Fakat bir eylem, ödev duygusuiçerisinde, hiçbir çıkar veya beklenti içerisinegirmeden koşulsuz buyruk ile yapılmış ise ahlakidir.Bir davranış yapılmadan önce o davranışın yapılışamacı (niyeti) önemlidir. Buradaki niyet sadeceödeve uygun olarak, amacı kendisi için olan salt iyiyi(niyeti) gerçekleştirmektir. Salt iyi yasaya uygunolandır. Kant’ın bu düşüncesine ödev ahlakı (iyiniyet ahlakı) denir.
Temsilcileri J. Bentham, Mill, H. Bergson’dur.
Utilitarizm (Faydacı Ahlak): TemsilcileriJ. Bentham ve J.S. Mill’dir.
- J. Bentham: İnsan eylemlerinin amacı mutluluktur.Çünkü insan doğası gereği acıdan kaçarak hazzaulaşmayı ister ve bu haz onu mutlu kılar. İnsanınmutluluğu çevresindeki insanların mutluluğuylailgilidir. Çünkü insan sadece kendi eylemlerininetkisi altında değildir, bir arada yaşadığı insanlarıneylemlerinin de etkisi altındadır. Bu nedenle insanımutluluğa götürecek en yüce haz “Olabildiğince çoksayıda insana en çok fayda sağlayan hazdır.”Yani buradaki haz toplumun faydası ön plandadüşünülerek seçilirse bizi mutluluğa götürür.
- J.S. Mill: İnsan eylemlerinin amacı mutluluktur.Mutluluk yarar ile elde edilebilir. “Herkes kendiyararı ile başkalarının yararı arasında uyumkurmalıdır. O halde, “yalnız tek insan için değil,herkes için yararlı (iyi) olanın gerçekleştirilmesigerekir.” Herkes için iyi olanı yapmak insanımutluluğa götürür. İşte bu noktada haz bireyselolmaktan çıkıp evrensel bir yasaya dönüşür.
Sezgicilik: Temsilcisi H. Bergson’dur. Ona göreinsan iyi ve kötüyü ancak sezgi ile kavrayabilir.Ulaştığı ilke “kendi sezgine uy ki, hem kendin hemde başkası için iyi olanı yapmış olasın” dır. İnsansezgisine dayanarak hareket ederse iyi olanı yapmışolur, dolayısıyla herkes için iyi gerçekleştirilir.
Evrensel ahlak yasasını nesnel (objektif)özelliklere dayandıran anlayış: Evrensel ahlak yasaları vardır, fakat bu yasalar kişiden ve kişisel özelliklerden bağımsız olarak vardır. Ahlak yasalarınıinsan yaşamı ve doğası belirlemez, tersine evrenselahlak yasaları insan yaşamını belirler. Bu yasalarinsanın dışındadır ve bu yasa bazen insanın karşısınazorlayıcı ilke olarak, bazen de bir buyruk olarakçıkar. Temsilcileri; Sokrates, Platon, Farabi, Spinoza,Kant
Sokrates: Ona göre insan eylemlerindeki amaçmutluluktur. Bu mutluluğu insana kazandıracak hertürlü değer ve eylemler “erdem” in kapsamına girer.Yani erdem bilgidir. Erdem insanın kendinibilmesiyle ortaya çıkan, yaşamı daha iyi hale getirenve bizi mutlu kılan bilgidir. Bu nedenle Sokrates“kendini bil” sözünü söylemiştir. Kişi kendisinitanımadıkça, kendisi için neyin iyi, neyin kötüolduğunu bilemez. Yani kimse bilerek kötülük işlemez, kötülüğün nedeni bilgi eksikliğidir.
Kişi duruma göre davranamaz, yani “durum ahlaki”diye bir şey yoktur. Kişiler ve durumlar değişmiş olsada değerler, yasalar değişmez, çünkü değerler ve yasalar kişilerden bağımsızdırlar.
- Platon: Ona göre ahlaki eylemlerin amacı, üstüniyilik olan “İyilik ideası”na ulaşmaktır. Ona göremutluluk iyilik ideasını gerçekleştirmektir. Ahlakıntemeli olan iyi ideasına uygun olan davranış iyi,uygun olmayan davranış ise kötüdür. En yüksek iyiyeulaşan insan erdem sahibi insandır. Bu erdemlerbilgelik, cesaret, ölçülülük ve bunlarıngerçekleşmesiyle adalet erdemi.
- Farabi: Ona göre insan eylemlerinin amacı enyüksek iyiye ulaşabilmektir. En yüksek iyi isemutluluktur. Mutluluğa ulaşabilmek için insan öncekendisini, daha sonra evreni anlamalıdır. Bu ancakakıl ve eğitim yoluyla mümkündür. Zorunlu varlık enyüksek iyi ve iyiliğin kaynağıdır. Gerçek varlıkaslında Tanrı’dır. Gerçek varlık Tanrı olduğundanevrenin yasalarının temelinde Tanrının koymuşolduğu yasalar vardır. İnsan için iyi davranış buyasalara uygun olarak yapılan davranıştır.
- Spinoza: Ona göre sadece bir tane sonsuz-mutlakcevher vardır. Her şey bu mutlak cevherden (Tanrı)türemiştir ve her şey aynı zamanda Tanrı’nınkendisidir. Yani Tanrı ile evren bir ve özdeştir(Panteizm). İnsan bu evrenin parçası olduğundanaslında özgür değildir. Gerçek özgürlük, insanınkendi doğasının zorunluluğunu bilmesi, buna ayakuydurması ve Tanrı’nın evrenle bir ve aynı şeyolduğunun bilgisini elde etmesiyle elde edilir. Bubilgi; bizi güçlü ve erdemli kılan, özgürlüğe ulaştırangerçek bilgidir. Bu bilgi, Tanrıyı bilmek, her şeyinonun özünden zorunlu olarak türemiş olduğunu kavramaktır. Bu bilgi erdemin de zirvesidir.
İnsan tutkular ve düşünce ikilemi içinde yaşar.Tutkular, güçsüzlük ve erdemsizlik halleridir.Tutkular içinde insan bir köledir. Düşüncedurumunda ise insan özgürdür. Ahlakin görevidüşünce ile tutkuları yenmektir. İnsan özgürlüğe bilgiile ulaşır ve erdemli olup Tanrı ve evreni bilir.
- Kant: Ona göre evrensel ahlak yasası mümkündür.Fakat böyle bir yasa doğa yasası gibi olanı değil,olması gerekeni içeren bir yapıda olmasıylamümkündür. Bu yasa bizim içimizde var olaniradeyle gerçekleşir. Bu otonomidir. Otonomi“Yasası kendi içinde olmaktır.” ki, bununla birlikteözgürlük ortaya çıkar. Bu, ahlaki eylemin temelşartıdır. Bu ahlak yasasına uymak zorunluluk değil,bir ödevdir.
Ödev; yapmayı, yerine getirmeyi kendi isteğimizleüstlendiğimiz, sorumluluğunu üzerimize aldığımızbir buyruktur. Bu buyruk insanı dışarıdan koşullayankoşullu buyruk (hipotetik imperatif) değildir. Bubuyruk, bizim kendimize koyduğumuz bir buyrukanlamında koşulsuz buyruk (kategorik imperatif) tur.
Koşullu buyruk (hipotetik imperatif) belirli bir amacaulaşmak için ne yapılması gerektiğini söyleyenbuyruktur. İnsanın arzu ve isteklerine bağlı olan bubuyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını dikkate alarakortaya çıkar. Koşulsuz buyruk (kategorik imperatif)ise; bir koşula bağlı olmadan, bütün insanlar içingeçerliliği olan buyruktur. İnsanın arzu ve isteklerinebağlı olmayan bu buyruk, eylemin muhtemelsonuçlarını dikkate almadan, zorunlu olarak ortayaçıkar. Koşulsuz buyruğun temelinde üç ilke vardır.
- Öyle davran ki, davranışın temelindeki ilke, tüminsanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasaolsun.
- İnsanlığı, kendinde ve başkalarında, bir araçolarak değil de, her zaman bir amaç olarakgörecek şekilde davran!
- Öyle davran ki, iraden, kendisini herkes içingeçerli olan kurallar koyan bir yasa koyucuolarak hissetsin!
Yani bir eylem, bir çıkar veya beklenti içerisindeyapılmışsa bu eylem, koşullu eylemdir ve bu eylemahlaki değildir. Fakat bir eylem, ödev duygusuiçerisinde, hiçbir çıkar veya beklenti içerisinegirmeden koşulsuz buyruk ile yapılmış ise ahlakidir.Bir davranış yapılmadan önce o davranışın yapılışamacı (niyeti) önemlidir. Buradaki niyet sadeceödeve uygun olarak, amacı kendisi için olan salt iyiyi(niyeti) gerçekleştirmektir. Salt iyi yasaya uygunolandır. Kant’ın bu düşüncesine ödev ahlakı (iyiniyet ahlakı) denir.