İSLAM DÜŞÜNCESİNDE İTİKADİ VE SİYASİ YORUMLAR 2

Dersbizim

Öğretmen
24 Ağu 2025
2,585
0
36
Ehl-i Sünnet
Hz. Peygamber ile sahabenin, dinin temel konularında takip ettikleri yolu benimseyenler
Ehl-i Sünnet olarak tanımlanmıştır.8
Hz. Peygamber hayattayken Ehl-i sünnet dahil hiçbir
mezhep yoktu. İslam ve ona gönül verenlerin tümü için Müslüman kavramı kullanılmıştır.
Zamanla Müslümanlar arasında dinî konularla ilgili olarak bazı görüş farklılıkları ortaya
çıktı. Buna bağlı olarak farklı yorumlar, toplumda yaygınlık kazandı. Haricilik, Mürcie,
Mutezile ve Şia gibi bazı mezhepler, fikir ve tutumlarıyla ana bünyeyi ve çoğunluğu oluştu-
ran Müslümanlardan farklılaşmışlardır. İşte bu gruplardan herhangi birine mensup olmayıp
çoğunluğun temsil ettiği çizgiyi sürdürenler Ehl-i sünnet olarak isimlendirilmişlerdir.
Hasan Basri’nin (ö.110/728) fikirleri ehl-i sün-
net düşüncesine öncülük ederken Ebû Hani-
fe’nin (ö.150/767) inanç ve amel konusundaki
görüşleri ise Ehl-i Sünnet’in şekillenmesinde
etkili olmuştur. Hasan Basri, siyasi olarak Eme-
vi iktidarını tenkit etmekle beraber onlara
karşı ayaklanma girişimlerini onaylamamış ve
Müslümanlardan bu isyanlara katılmamalarını
istemiştir. Ayrıca bu ekolün inançla ilgili görüş-
lerinin şekillenmesinde İmam Azam Ebû Hani-
fe’nin fikirleri belirleyici olmuştur.
Ehl-i sünnet İslam dininin temel inanç esaslarında genel olarak aynı düşündüğü hâlde bu
inanç esaslarının yorumlanmasında ve açıklanmasında farklı görüşler benimseyerek kendi
içerisinde Maturidilik ve Eşarilik olmak üzere iki ana ekole ayrılmıştır.
Maturidilik, Ebû Mansur Muhammed b.
Mahmud el-Maturidi es-Semerkandi’nin
(ö.333/944) görüş ve düşünceleri çevresinde
oluşmuş itikadi ekoldür. İmam Maturidi, 862
yılında Semerkand’da Maturid mahallesinde
doğmuş ve 944 yılında aynı yerde vefat et-
miştir. Fıkıh konularında Hanefi mezhebinin
görüşlerini kabul etmiştir. İmam Maturidi,
inanç konusunda da Ebû Hanife’den etkilen-
miş, onun eserlerinde geçen konuları ayrın-
tılarıyla açıklamıştır. Dinî konuları herhangi
bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde akli ve
naklî delillerle ispatlamıştır.9
Maturidilik, özellikle Türkler arasında ta-
nınmış ve kabul edilmiştir. Bu mezhep Tür-
kiye, Kuzey Afrika, Orta Asya, Hindistan,
Pakistan, Malezya ve Endonezya’yı kapsa-
yan geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.10 Dinî
konularda sadece dinî metinlerde geçen ifa-
deleri görünen şekliyle (zâhiri) alan gruplar
ile daha çok akla öncelik veren Mutezile’nin
din anlayışını isabetli bulmayan Maturidi,
dikkatli bir şekilde dinî nakillerle aklı uzlaş-
tırma yoluna yönelmiştir.11
Maturidiliğe göre Allah’ın (c.c.) varlığı ve
sıfatları, peygamberlik, ahiret inancı gibi
bilgiler akılla kavranabilir. İnsanlar akıllarını
kullanarak davranışlarının iyi ve kötü olup olmadığını kavrayabilir. İmanın tamamlanması
için amel çok önemlidir. Büyük günah işleyen kimse dinden çıkmaz fakat günahkâr olur,
tövbe ederse affedilmesi umulur.12
9 bk. Ahmet Turan, İslam Mezhepleri Tarihi, s. 169.
10 bk. Mustafa Öz, Başlangıçtan Günümüze İslam Mezhepleri Tarihi, s. 427.
11 bk. Ebû Mansur el-Mâturidi, Kitâbu’t-Tevhîd, s. 51-53.
12 bk. Abdulkâhir Bağdâdî, Mezhepler Arasındaki Farklar, s. 37.
Maturidiliğin genel prensipleri şöyledir: Allah (c.c.) vardır, birdir, eşi ve benzeri
yoktur. İnsanın, akıl yoluyla Allah’ın (c.c.) varlığına ulaşması mümkündür. Çünkü
Allah, insandan aklını kullanmasını, düşünmesini ve ibret almasını istemektedir.
Bunun için de akıl Allah’ı (c.c.) tanıma konusunda bağımsızdır ancak yükümlülük
ifade eden hükümleri tanıma konusunda bağımsız değildir. Allah (c.c.) her şeyi
bir hikmet üzere yaratır. Hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Kur’an-ı Kerim Allah
(c.c.) kelamıdır ve Allah’ın (c.c.) kelam sıfatı onun zatıyla birlikte var olan ezeli bir sıfattır. Kur’an’ın harfleri ve sesleri sonradan yaratılmıştır. İnsanın fiilleri yaratma
bakımından Allah’a (c.c.); kesb (kazanma) yönünden insana aittir. İnsana cüz’î
irade verilmiştir. Bundan dolayı da insan tüm fiillerinden sorumlu olan bir varlıktır.
İnsan bir şeyi yapmak istediği zaman Allah (c.c.), bu fiilin gerçekleşmesi için kudret
yaratır ve insan da bu kudretle o fiili gerçekleştirir.
(bk. Bekir Topaloğlu, “Mâtürîdî”, TDV İslam Ansiklopedisi, C 28, s.151-157.)
arilik, Ebû’l-Hasen el-Eşarî’nin görüşleri çevresinde şekillenmiş olan bir yorum biçimi-
dir. Ebû’l-Hasen el-Eşarî, 873 yılında Basra’da doğmuş, 936 yılında Bağdat’ta vefat etmiş-
tir. 40 yaşına kadar Mutezile’nin görüşlerini savunmuştur. Hayatının sonraki kısmında ise
Mutezile’nin görüşlerine açıkça karşı çıkmış, hadis ve sünneti merkeze alan bir yaklaşımı
benimsemiştir.
Eşarilik, akılcı bakış açısına sahip olan ve
bunu gereğinden fazla ön plana çıkaran Mu-
tezile ekolüne bir tepki olarak varlığını de-
vam ettirmiştir.
Eşarilik’e göre Allah’ın (c.c.) ahirette mü-
minler tarafından görülmesi mümkündür ve
görülecektir. İyi ve kötü, güzel ve çirkin akıl
ile değil ancak vahiy yoluyla bilinebilir. Büyük
günah işleyen dinden çıkmaz. Günahı karşılı-
ğında cehennemde kalır sonra cennete gider
veya Allah (c.c.) isterse onu affeder.
“Sana biat edenler ancak Allah’a (c.c.) biat etmiş olurlar. Allah’ın (c.c.) eli on-
ların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur.
Allah’a (c.c.) verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükafat verecektir.”
(Fetih suresi, 10. ayet.)
İmam Maturidi ayette geçen Allah’ın (c.c.) eli ifadesinin mecaz olarak kullanıldığını
ve bu kelimenin Allah’ın (c.c.) inananları koruması anlamına geldiğini söylemekte-
dir. İmam Eşari ise Allah’ın eli ifadesinin gerçek anlamda kullanıldığını fakat Allah’ın
(c.c.) elinin nasıl olduğu ile ilgili bir bilginin olmadığını söylemiştir.
 

Ekli dosyalar

  • Screenshot_20250920_183044.jpg
    Screenshot_20250920_183044.jpg
    25.1 KB · Görüntüleme: 0
  • Screenshot_20250920_183231.jpg
    Screenshot_20250920_183231.jpg
    252.4 KB · Görüntüleme: 0
  • Screenshot_20250920_183044.jpg
    Screenshot_20250920_183044.jpg
    25.1 KB · Görüntüleme: 0