Rasyonalizm (Akılcılık)

mervetufan

Öğretmen
24 Ağu 2025
400
0
16
Rasyonalizme göredoğru bilgi mümkündür ve doğru bilgiye ancak akıllaulaşabiliriz. Akıl, doğuştan bilgi edinme yetisi iledonatılmıştır. Yani biz bilgilere doğuştan sahibiz. Bubilgilere apriori bilgi denir. Duyum ve algılar bizezorunlu, kesin, genel geçer bilgileri veremezler.Böyle bir bilgiyi bize ancak akıl verebilir.

Rasyonalizmin en önemli temsilcileri ise Sokrates(MÖ 469-399), Platon (MÖ 427-347), Aristoteles(MÖ 384-322), Farabi (870-950), Descartes (1596-1650), Hegel (1770 – 1831) ve Leibniz.

- Sokrates’e göre, herkesin doğru olarak kabuledebileceği kesin bilgiler mümkündür. Bu bilgilerdoğuştan gelir. Sokrates insanların başkalarına yenibir şeyler öğretmediğini; sadece doğuştan onlarınaklında var olan bilgileri açığa çıkardığını savunur vebunu da “diyalektik konuşma” adı verilen karşılıklıkonuşma sanatı ile ispatlamaya çalışır.

Bu konuşma iki aşamadan oluşur: İroni (alaya alma)ve Maiotik (düşünceyi doğurtma). İroni aşamasındabir şeyler bildiğini iddia eden kişiyi sorgulayarak onaaslında bir şeyler bilmediğini göstermeye çalışırken.Maiotik aşamasında bir şeyler bilmediğini sanankişiye çeşitli sorular sorarak o konuda aslında nekadar bilgili olduğunu göstermeye çalışmıştır.

Platon’a göre de zorunlu, kesin, genel geçer doğrubilgi mümkündür ve doğuştan bilgilerimiz vardır.Platon görüşlerini “İdealar kuramıyla” açıklamayaçalışır. Platona göre birbirinden tamamen farklı ikievren vardır: İdealar evreni ve nesneler (duyular,fenomenler) evreni.İdealar evreni; ancak akıl yoluyla kavradığımızöncesiz ve sonrasız olan nesnelerin, asıl özlerininbulunduğu evrendir. Asıl bilgi, değişmez varlıklarınbulunduğu idealar evrenine ait olan bilgidir.İdeaların bilgisi kesin, zorunlu, mutlak, genel geçerbilgidir. Platon buna “episteme” der.Nesneler evreni; idealar evreninin duyular aracılığıile algılanan bir kopyası, görüntüsü veya gölgesidir.Nesneler (duyular) evrenindeki varlıkların her birininidealar evreninde gerçek bir ideası vardır. Yanigerçek olan idealar evrenindekidir. Nesneler evreni;sürekli oluşan, değişen, yok olan objelerin evrenidir.Bunlar algılanabilir, görülür şeylerdir. Zamaniçerisinde sürekli değişirler. Bu nedenle nesnelerevrenine ait bilgiler aldatıcıdır ve doğru bilgi olamaz.Platon bu bilgiye “doxa” (sanı) der.

- Aristoteles’e göre; gerçekten var olanlar tekil vebireysel olanlardır (algılananlardır). Bunlara aitbilgiye ancak tümel önermelerle ulaşabiliriz. Tümelönermelerin içinde tekiller olduğundan yapılmasıgereken, kavram olarak bilinen tümellerden tekilleriüretmektir. Bunu da tümdengelim ile yapabiliriz.Aristoteles’e göre akıl doğuştan bilgilere sahipdeğildir, bilgi akıl ile elde edilir. Yani akıl, bilgiüretendir. Akıl da pasif (edilgen) ve aktif (etkin) akıldiye iki türlüdür. Pasif akıl duyularla bilgileriniçeriğini, malzemesini sağlar. Aktif akıl ise bunlarıişleyerek, biçimlendirerek doğru bilgiye ulaşır.Aristoteles’e göre idealar nesnelerden bağımsızdeğildir, çünkü içeriklerini duyusal dünyadan alır.İdealar tek tek nesnelerin özünde tümel kavramlarolarak vardır. İdealar, duyular evreninde bulunanvarlıkların içinde bulunan özlerdir. Aristoteles bu özeform adını verir. Form maddeye biçim kazandırıpvarlıkların ortaya çıkmasını sağlar. Madde taslaktır,eksik olan şeydir. Form ise mükemmelliktir,tamamlanmadır. Var olan her şey form vemaddeden oluşmuştur. Her şey form kazanmışmaddedir. Mesela; beden madde ruh da formdur.

Uyarı: Aristoteles Mantığın kurucusu sayılır.Muallim Evvel (İlk öğretmen) Aristoteles’tir.

- Farabi, İslam felsefesinin kurucusudur. İnsanaklında doğuştan bazı bilgiler vardır. Bunlar pasiftir.Deney ile temasa geçince aktif hale gelir.Farabi’ye göre en büyük erdem bilgidir. Bilginin üçkaynağı vardır: duyu, akıl, nazar (derinliğinedüşünme). Farabi üç türlü bilgiden bahseder; İlkbilgiler (doğuştan bizde var olan bilgiler), duyularave mantıksal çıkarımlara dayalı bilgiler, tasdikibilgiler (doğruluğu kanıtlanmış akli ve tümel bilgiler).

Uyarı: Muallim Sani (İkinci öğretmen) Farabi’dir.

- Rene Descartes, Analitik geometrinin kurucusudur.Açık seçik ve kesin bilgilere ulaşmak mümkündürder. Bu bilgilerin nasıl elde edilebileceğini “metodikşüphe” yöntemini kullanarak ortaya koymuştur.Kullandığı şüphe, bir amaç değil bir araç şüphesidir.Descartes'e göre “Şüphe etmek düşünmektir. Şüpheeden kişi düşünüyor demektir. Düşünen kişi,bilincinden ve bilincinin varlığından şüphe edemez.Öyleyse düşünüyorum, o halde varım.” İşte buDescartes'e göre ilk elde edilen apaçık ve kesinbilgidir. Descartes daha sonra bu yöntemle Tanrı'nınve varlıkların varlığını kanıtlamaya çalışmıştır.Descartes’e göre üç tür bilgi vardır, doğuştangetirilen bilgiler (tanrı, sayılar), yapma bilgiler (duyuorganlarından gelen bilgiler) arızi (geçici) bilgiler

- Hegel'e göre akıl en güvenilir bilgi kaynağıdır.Doğru bilgiye ancak mantık (akıl) yoluyla ulaşabilir.Duyu organları kesin, genel geçer bilgi veremez.Çünkü ona göre her objenin (nesnenin) arkasında biride saklıdır. Düşünce, objenin arkasındaki ideyikavramaktır. Her obje (nesne) akılsaldır. Böylece herakli olan gerçektir. Her gerçek olan da akılsaldır.Aklın yasalarıyla varlığın yasaları bir ve aynıdır.b) Empirizm (Deneycilik): Empirizm akımı,bilgilerimizin kaynağının duyu ve algılar olduğunu,doğuştan aklımızda hiçbir bilginin bulunmadığınıileri sürer. Ayrıca genel-geçer bilginin mümkünolduğunu savunur. Empirizm akımı, insan zihninindoğuştan boş bir levha olduğunu ileri sürer.Yazılmamış bu levha, deneylerden gelen izlenimlerinoluşturduğu fikirlerle yavaş yavaş dolmaktadır.Empirizmin önemli temsilcileri; J. Locke, D. Hume,G. Berkeley, E. Condillac, H. Spencer’dir.

- John Locke’a göre insan zihninde doğuştan hiçbirbilgi yoktur. Ona göre zihin başlangıçta üzeriyazılmayı bekleyen boş bir levhadır (Tabula Rasa).Her şey sonradan bu levhaya yazılır. Bu levha duyumve deneylerle dolar. Locke’a göre bilgiyi oluşturaniki çeşit deney vardır. Bunlar: dış ve iç deney.Dış deney: Duyu organlarımız aracılığıyla sağlanır.Duyu organlarımızla dış dünyayı keşfeder; nesnelerinrenk, ses, sıcaklık, sertlik gibi niteliklerini biliriz.İç deney: Düşünce ile sağlanır. Dış deneyle eldeedilenler sonucu zihin otomatik işlemeye başlar.Zihin pasifken aktif hale gelir ve algılamak, bilmek,düşünmek gibi zihinsel etkinlikler ortaya çıkar.John Locke’a göre bütün bilgi ve düşüncelerimiz buiki yolla oluşur. John Locke’a göre her türlü bilgi“a posteriori” (deney sonrası) dir.

- David Hume, Locke’un empirizmini şüpheciliğekadar götürmüştür. Locke’un iç ve dış deney ayrımınıreddeder. Ona göre bütün bilgilerimizin kaynağı dışdeneydir. Dış deney dış dünyayı tanımamızı sağlar.Düşüncelerimizi iki kaynağa bağlar:İzlenimler (duyumlar): Canlı duyumlardır. İşitirken,görürken, severken veya nefret ederkenhissettiklerimizdir.Fikirler (düşünceler): İzlenimlerin canlılığınıkaybetmiş kopyasıdır. Bunların farkına ancakherhangi bir izlenime yönelip onun üzerinde durduğumuzda (hatırlama) varırız.

- Condillac, empirizmi tümüyle duyumculuğa(Sensualizm) indirger. Ona göre tüm bilgilerinkaynağı duyulardır. Duyu verilerinin dışında hiçbirsonuç bilgi değildir. Düşüncelerini açıklamak için bir“hayali heykel" örneğine başvurur. Mermer heykelaracılığıyla koku duyusundan başlayarak beş duyuyuayrı ayrı çözümler ve dokunma duyusu olmaksızınnesnelerin niteliklerini kavrayamayacağımızıbelirterek zihnin bilgi ve yeteneklerinin daha çokdokunma duyusunun ürünü olduğunu savunur. Dışdünyayı kavrayışımızın dokunma ve görmeduyusunun gelişimiyle ortaya çıktığını ve dokunmaduyusunun diğer duyuların temeli olduğunu öne sürer.- George Berkeley’e göre bütün bilgilerimizinkaynağı deneydir. Fakat Berkeley deney deyincedoğrudan doğruya duyulur algıyı kasteder.Berkeley’e göre bilincimizin dışında bağımsız birvarlığı kabul etmek bir çelişkidir. Çünkü kabuledildiği takdirde objelerin tasarlanmadan,düşünülmeden de var olduklarını ileri sürmekdemektir. Dışarıdaki objelerin var oluşunu ne kadaruğraşırsak uğraşalım incelediğimiz hep kendiidelerimizdir. Bundan dolayı varlık algılamadır.Varlık duyumsanandan, algılanandan başka bir şeydeğildir. Gerçek olan algılardır. Berkeley bugörüşlerini “var olmak algılanmış olmak demektir”sözleriyle özetler. Berkeley’in bu görüşüneSensualizm (Duyumculuk) denir.