- blouse: bluz
- boot: bot
- coat: mont
- dress: elbise
- flip-flops: parmak arası
- gloves: eldiven
- hat: şapka
- headscarf: başörtüsü
- jacket: ceket
- jeans: kot pantolon
- shirt: gömlek
- shoes: ayakkabı
- skirt: etek
- socks: çorap
- slippers: terlik
- tracksuit: eşofman
- trainers: spor ayakkabı
- trousers: pantolon
- tshirt: tişört
- ADJECTIVES
- attractive: çekici
- available: mevcut
- average height: ortalama boy
- cheap: ucuz
- comfortable: rahat
- cute: sevimli
- dry: kuru
- elderly: yaşlı
- elegant: şık
- expensive: pahalı
- fair: açık tenli
- fairly short: epey kısa
- fashionable: moda olan
- fat: şişman
- glowing: parlak
- good looking: hoş görünen
- gorgeous: çok güzel
- heavy: ağır
- in her 20s: 20 li yaşlarında
- large: büyük
- light: açık
- mature: yetişkin
- muscular: kaslı
- of medium height: orta boylu
- old: yaşlı
- old-fashioned: eski moda
- ordinary-looking: sıradan görünümlü
- overweight: kilolu
- pale: solgun
- plain: sade
- plump: toplu
- pretty: sevimli
- ridiculous: saçma
- rough: pürüzlü
- short: kısa
- slim: ince
- smooth-skin: pürüzsüz cilt
- stocky: bodur, tıknaz
- stylish: şık
- tall: uzun
- tanned: esmerleşmiş
- teenager: ergen
- thin: zayıf
- tight: dar
- ugly: çirkin
- waterproof: su geçirmez
- well-built: yapılı
- young: genç
- OTHER WORDS
- appear: ortaya çıkmak
- brand-conscious: marka bilinci
- checkout: kasa
- clothes shop: kıyafet mağazası
- color choices: renk seçenekleri
- culture: kültür
- customer: müşteri
- decide: karar vermek
- design: tasarım
- discount: indirim
- fabric: kumaş
- fashion show: defile
- fashion: moda
- fit: uymak
- fitting room: deneme kabini
- go window shopping: vitrinlere bakmak
- in cash: nakit
- outfit: kıyafet
- out-of-season sales: sezon dışı indirimler
- pay: ödemek
- pocket money: cep harçlığı
- prefer: tercih etmek
- present: hediye
- price: fiyat
- product: ürün
- put on: giymek
- receipt: fiş
- save money: para biriktirmek
- set up: kurmak
- shop assistant: satış görevlisi
- shop till you drop: düşüp bayılana kadar alışveriş yapmak
- shopping habits: alışveriş alışkanlıkları
- shopping mall: alışveriş merkezi
- size: beden
- special occasions: özel günler
- spend money: para harcamak
- suit: uymak (kıyafet)
- traditional costume: geleneksel kostüm
- try: denemek
- waste money: boşa para harcamak
- wear: giymek
- wedding: düğün