sürdürülebilir kalkınma ve doğa koruma 

sürdürülebilir kalkınma, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin de kendi ihtiyaçlarını karşılama hakkını gözeten kalkınma modelidir. bu yaklaşım ekonomik büyüme ile çevresel koruma arasında bir denge kurmayı amaçlar. sadece ekonomik değil; sosyal, çevresel ve kültürel boyutları da içerir. yani kalkınma olurken doğayı tahrip etmemek, kaynakları tüketmemek ve insan yaşamını iyileştirmek ön plandadır.
örneğin bir şehir büyürken yeşil alanlar yok edilmeden, çevreye zarar vermeyen ulaşım sistemleri geliştirilerek ve enerji verimliliği sağlanarak büyümesi sürdürülebilir kalkınmaya örnektir. ayrıca eğitim, sağlık, adalet gibi sosyal hizmetlerin herkese ulaşması da bu kalkınmanın bir parçasıdır


doğa koruma ise doğal kaynakların, canlı türlerinin ve ekosistemlerin bozulmadan devamını sağlamak için yapılan tüm çalışmaları kapsar. ormanların yok edilmesi, denizlerin kirletilmesi, biyoçeşitliliğin azalması gibi sorunlar doğa korumanın önemini artırmaktadır


doğa koruma ile sürdürülebilir kalkınma birbiriyle iç içedir. çünkü doğal kaynaklar olmadan kalkınma sürdürülemez. örneğin, bir bölgeye baraj yaparken hem enerji üretmek hem de çevresel dengeyi gözetmek gerekir. ya da turizm yapılacaksa çevreye zarar vermeden yapılmalı, yerel kültürler korunmalıdır

bazı önemli sürdürülebilir kalkınma ilkeleri:
doğal kaynakları verimli kullanmak
yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek 
çevre dostu tarım ve sanayi politikaları geliştirmek
biyoçeşitliliği korumak 
geri dönüşüm ve atık yönetimi sistemlerini yaygınlaştırmak
iklim değişikliğiyle mücadele etmek
çevre eğitimi ve farkındalık çalışmalarını artırmak 
doğayı korumak, sadece devletin değil bireylerin de görevidir. her bireyin çevreye duyarlı davranması, doğaya saygılı olması ve sürdürülebilir bir yaşam biçimi benimsemesi çok değerlidir.
unutmamalıyız ki doğa bize değil, biz doğaya muhtacız
ve eğer kaynaklarımızı bilinçli kullanmazsak gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakamayız 
sürdürülebilir kalkınma, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin de kendi ihtiyaçlarını karşılama hakkını gözeten kalkınma modelidir. bu yaklaşım ekonomik büyüme ile çevresel koruma arasında bir denge kurmayı amaçlar. sadece ekonomik değil; sosyal, çevresel ve kültürel boyutları da içerir. yani kalkınma olurken doğayı tahrip etmemek, kaynakları tüketmemek ve insan yaşamını iyileştirmek ön plandadır.
örneğin bir şehir büyürken yeşil alanlar yok edilmeden, çevreye zarar vermeyen ulaşım sistemleri geliştirilerek ve enerji verimliliği sağlanarak büyümesi sürdürülebilir kalkınmaya örnektir. ayrıca eğitim, sağlık, adalet gibi sosyal hizmetlerin herkese ulaşması da bu kalkınmanın bir parçasıdır
doğa koruma ise doğal kaynakların, canlı türlerinin ve ekosistemlerin bozulmadan devamını sağlamak için yapılan tüm çalışmaları kapsar. ormanların yok edilmesi, denizlerin kirletilmesi, biyoçeşitliliğin azalması gibi sorunlar doğa korumanın önemini artırmaktadır
doğa koruma ile sürdürülebilir kalkınma birbiriyle iç içedir. çünkü doğal kaynaklar olmadan kalkınma sürdürülemez. örneğin, bir bölgeye baraj yaparken hem enerji üretmek hem de çevresel dengeyi gözetmek gerekir. ya da turizm yapılacaksa çevreye zarar vermeden yapılmalı, yerel kültürler korunmalıdır
bazı önemli sürdürülebilir kalkınma ilkeleri:
doğayı korumak, sadece devletin değil bireylerin de görevidir. her bireyin çevreye duyarlı davranması, doğaya saygılı olması ve sürdürülebilir bir yaşam biçimi benimsemesi çok değerlidir.
unutmamalıyız ki doğa bize değil, biz doğaya muhtacız