- 24 Ağu 2025
- 400
- 0
- 16
Zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu kelimelerle bazı eklere zamir (adıl) denir.
Zamirler, isimlerin yerini tutma şekillerine ve yerini tuttukları isimlere göre çeşitlere ayrılırlar:
Şahıs isimlerinin yerine kullanılan zamirlerdir: “ben, sen, o, biz, siz, onlar, bizler, sizler.“
-Tamlayan eki (ilgi hâl eki)ni alabilirler; iyelik eklerini almazlar.
Bu durumda şahıs zamirleri tamlamalarda ancak tamlayan olarak kullanılabilirler.
Bu tamlamalarda sonradan tamlayan düşebilir. Çünkü tamlanandaki iyelik ekleri zaten şahıs anlamı taşımaktadır:
Şahısları pekiştirerek bildiren ve fiildeki işin, özne tarafından bizzat yapıldığını ya da yapana dönüşünü bildiren zamirdir. Şahıs zamiri olarak da bilinir:
Dönüşlülük zamiri “kendi“dir.
Bu zamir diğer zamirlerden farklı olarak bütün iyelik eklerini alabilir. İyelik eklerini üzerine hâl ekleri getirilebilir.
İsimlerin yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.
İyelik eki almazlar; diğer isim hâl eklerini alabilirler. Dolayısıyla isim tamlamalarında ancak tamlayan olabilirler.
Birden fazla simin yerini tutan ya da hangi ismin yerini tuttuğu açıkça belli olmayan zamirlerdir. Bunların çoğu, belgisiz sıfatlara çekim eki (3. şahıs iyelik ekleri) getirilerek yapılır. Sıfatla ilgisi olmayanlar da vardır.
“biri, birisi, hepsi, kimi, kimisi, hepsi, tamamı, herkes, kimse, hiç kimse, çoğu, bazısı, birkaçı, birazı, birçoğu, başkası, her biri, öteberi, şey…“
Belgisiz sıfattan yapılanlar: “birkaç-ı, bazı-ları, bir-i, pek çoğ-u, pek az-ı, bazı-sı, tüm-ü, bütün-ü, bir kısm-ı, her bir-i, başka-sı, hiçbir-i…”
“filân” kelimesi de olduğu gibi hem sıfat hem zamir olarak kullanılır.
Belgisiz zamirler isim tamlamasında hem tamlayan hem de tamlanan olabilir:
Soru yoluyla isimlerin yerini tutan zamirlerdir. Cümledeki soru anlamı soru zamirleriyle de sağlanır.
“ne, kim, hangisi, nere, kaçı“
Soru zamirleri cümleye soru anlamı katar, ama bazı durumlarda soru cümlesi yapmaz.
onun eli > onunki
Orhan’ın puanına nazaran Hakan’ınki daha yüksek.
Cemal’in defteri seninkinden daha düzenli.
Türkçede üç tane “ki” vardır:
a. “ki” Bağlacı
– Sadece “ki” biçimi vardır.
– Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
– Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
– “ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
– Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
– Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece -ki şekli vardır:
– İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
– Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.
– Sadece -ki ve az da olsa -kü şekilleri vardır:
İyelik ekinin ta kendisidir. Her dil bilgisi kitabı bunu zamir olarak almaz. İsim tamlamasında tamlayan kullanılmadığı takdirde tamlanandaki bu eklere iyelik zamirleri denir.
Yapı bakımından zamirler dörde ayrılır:
1. Basit Zamirler: Kök hâlindeki zamirlerdir:
- Ahmet’ten öğrendim > ondan öğrendim
- Kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?
- Öğrenciler dışarı çıktı> hepsi/herkes dışarı çıktı.
- İsim soyludur.
- Bir ya da birden fazla ismin yerini tutarlar. Onları öğrenmek için de kullanılırlar.
- Anlamdan çok görev yönü ağır basar.
- İsimlerin yerini geçici olarak tutarlar.
- İsim çekim eklerini (hâl, iyelik, çoğul ekleri) -genellikle- alabilirler.
- Tekil ve çoğul şekilleri vardır.
- Cümlede isim gibi kullanılabilirler.
- Cümlede tek başlarına görev üstlenebilirler.
Zamirler, isimlerin yerini tutma şekillerine ve yerini tuttukları isimlere göre çeşitlere ayrılırlar:
- Şahıs zamirleri
- Dönüşlülük zamiri
- İşaret zamirleri
- Belgisiz zamirler
- Soru zamirleri
- İlgi zamiri
- İyelik zamiri
Şahıs isimlerinin yerine kullanılan zamirlerdir: “ben, sen, o, biz, siz, onlar, bizler, sizler.“
-Tamlayan eki (ilgi hâl eki)ni alabilirler; iyelik eklerini almazlar.
Bu durumda şahıs zamirleri tamlamalarda ancak tamlayan olarak kullanılabilirler.
Bu tamlamalarda sonradan tamlayan düşebilir. Çünkü tamlanandaki iyelik ekleri zaten şahıs anlamı taşımaktadır:
- Benim kalemim, senin defterin, onun çantası, bizim okulumuz, sizin sınıfınız, onların bahçeleri, bizlerin kaygısı, sizlerin iyiliği…
- kalemim, defterini al, çantası, okulumuz, sınıfınız, bahçelerine bak…
- Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Başkasının değil, senin. Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)
- Biz bugün senin misafiriniz. (Başkasının değil, senin.)
- Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)
- Onun eşyalarını bize getir. > Eşyalarını bize getir
- Senin doğum tarihini bilen yok mu? >Doğum tarihini bilen yok mu?
- Onun yarışmada birinci olduğuna sevindim.
- Ben > bana
- Sen > sana
- Siz bu olayı görmediniz mi?
- Böylelerinin hakkından gelmesini biliriz biz.
Şahısları pekiştirerek bildiren ve fiildeki işin, özne tarafından bizzat yapıldığını ya da yapana dönüşünü bildiren zamirdir. Şahıs zamiri olarak da bilinir:
Dönüşlülük zamiri “kendi“dir.
Bu zamir diğer zamirlerden farklı olarak bütün iyelik eklerini alabilir. İyelik eklerini üzerine hâl ekleri getirilebilir.
- Kendi-m-de
- Kendi-n-den
- Kendi-si-n-i
- Kendi-miz-in
- Kendi-niz-le
- Kendi-leri-n-ce
- Kendi elim
- Kendi arkadaşın
- Kendi babası
- Kendi evimiz
- Kendi okulunuz
- Kendi fikirleri
- “Saide Hanım, bir kitap okuyordu. Başını kaldırdı, kocasını süzdükten sonra:
-Siz kendiniz de inanmıyorsunuz ya! dedi.
-Ama, inanılır şeyler mi? (Memduh Şevket Esendal; Saide) - Ben kendim de yaparım.
- Vali Bey, kendisi emir vermiş.
- O kendisi okusun.
- Evi siz, kendiniz görmelisiniz.
- Çocuk kendisi yıkanmış.
- “Yüzlerce defa kendi kendime sorduğum bu suale içimizdeki yanık, hicranlı sesten ayni cevabı alıyordum…”
- “Tabiatın pek nafile yere bana verdiği bu gençlik hazinesinin kendi kendine tükenip gittiğine sızladım…”
İsimlerin yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.
İyelik eki almazlar; diğer isim hâl eklerini alabilirler. Dolayısıyla isim tamlamalarında ancak tamlayan olabilirler.
- bundaki, burada, onlarla, şundan, ötekiler…
- bunun rengi, buranın havası, onların evi, ötekinin bahçesi…
- Bunu kim yaptı?
- Şunda ne var?
- Benim kitabım o değil.
- Bunlar size ait.
- Şunlar da sizin olsun.
- Onlar kime kaldı?
- Ötekini bana ver.
- Beriki sende kalsın.
- Bura bana pek yabancı gelmedi.
- Şura nasıl?
- Ora daha iyi.
- Burası da fena değil.
- Şurası yakın sayılır.
- Orası çok uzak.
- Böylesi, insanı rahatsız eder.
- Şöylesi de doğru olmaz ki.
- Öylelerinden her zaman kaçarım.
- bu: işaret zamiri > Bunu biliyor musun?
- işaret sıfatı > Bu bilgiyi nereden aldın?
- şu: işaret zamiri > Şunu görmüştüm.
- işaret sıfatı > Şu eşyaları taşıyalım.
- o: şahıs zamiri > O bu akşam geç gelecek.
- işaret zamiri > O benim elmam.
- işaret sıfatı > O elma benim.
- Öteki -> Ötekini bana ver. Öteki kitabı ver.
- Beriki -> Beriki sende kalsın. Beriki kaset sende kalsın
- Böylesi -> Böylesi, insanı rahatsız eder. Böylesi davranışlar.
- Şöylesi -> Şöylesi de doğru olmaz ki. Şöylesi bir tarzla yapmak.
- Öylesi -> Öylesinden her zaman kaçarım. Öylesi insanlardan.
- İsmin yerini mi tutuyorlar, yoksa ismi niteliyor ya da belirtiyorlar mı?
Zamirler ismin yerini tutar; sıfatlar isimle birlikte kullanılır. - Tekilleri ve çoğulları var mı?
Sıfatların çoğulları yoktur; zamirlerinse vardır. - Hâl eklerini alıyorlar mı?
Sıfatlar hâl ekleri almaz, zamirler alır.
Birden fazla simin yerini tutan ya da hangi ismin yerini tuttuğu açıkça belli olmayan zamirlerdir. Bunların çoğu, belgisiz sıfatlara çekim eki (3. şahıs iyelik ekleri) getirilerek yapılır. Sıfatla ilgisi olmayanlar da vardır.
“biri, birisi, hepsi, kimi, kimisi, hepsi, tamamı, herkes, kimse, hiç kimse, çoğu, bazısı, birkaçı, birazı, birçoğu, başkası, her biri, öteberi, şey…“
Belgisiz sıfattan yapılanlar: “birkaç-ı, bazı-ları, bir-i, pek çoğ-u, pek az-ı, bazı-sı, tüm-ü, bütün-ü, bir kısm-ı, her bir-i, başka-sı, hiçbir-i…”
“filân” kelimesi de olduğu gibi hem sıfat hem zamir olarak kullanılır.
- Hepsini tekrar çağırdılar.
- Kimi de gelmeyi hiç düşünmedi.
- Buraya hepsinin gelmesi gerekiyordu.
- Tamamından sen sorumlusun.
- Herkes böyle düşünmez.
- Kimse senin gibi olamaz zaten.
- Çarşıdan ne kadar öteberi aldın?
- Birkaçı dün de gelmişti.
- Bazıları bu sabah gelmeyi düşündüler.
- Biri yer biri bakar; kıyamet ondan kopar.
- İnsanların pek çoğu bu konuda bilinçsizdir.
- Çalışanların pek azı hak ettiğini alır.
- Bazısı da hep mağdurdur.
- Elindekilerin tümünü yere bırak.
- Bütününü görmeden bir şey diyemem.
- Bir kısmını görmekle karar verilmez.
- Her biri ayrı özellikler taşır.
- Başkasının yerine konuşamam.
- Hiçbiri bunu uygun görmez.
- Falanın filânın ne dediği önemli değil.
- Kendisine bir şey söyleyecektim.
- Para mara istemem.
- Kalem malem alacağım.
Belgisiz zamirler isim tamlamasında hem tamlayan hem de tamlanan olabilir:
- Öğrencilerin pek çoğu
- Pek çoğunun velisi
- Adamın kimsesi yoktu
- Kimsenin işine karışmam.
Soru yoluyla isimlerin yerini tutan zamirlerdir. Cümledeki soru anlamı soru zamirleriyle de sağlanır.
“ne, kim, hangisi, nere, kaçı“
- Yanında ne getirdin?
- Bunları sana kim anlattı.
Soru zamirleri cümleye soru anlamı katar, ama bazı durumlarda soru cümlesi yapmaz.
- Kimin geldiğini bilemem.
- Hangisini istediğini anlamadım.
- Hangisi sizinle geldi?
- Soruların kaçı cevaplandı?
- Buraya nereden geldiniz?
Nereden gelip nereye gidiyoruz?
Burada kimi bekliyorsun?
Bu masa neden yapılmış? (tahtadan)
- Kimin yanında bozuk para var?
Bu da neyin nesi?
Bizim neyimiz eksik?
- Belirtili isim tamlamasında tamlananın yerine kullanılır.
- Tamlayan eklerinin üzerine gelir.
- Ek hâlindeki tek zamirdir. “-ki“
- Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
- Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece -ki şekli vardır:
onun eli > onunki
Orhan’ın puanına nazaran Hakan’ınki daha yüksek.
Cemal’in defteri seninkinden daha düzenli.
Türkçede üç tane “ki” vardır:
a. “ki” Bağlacı
– Sadece “ki” biçimi vardır.
– Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
– Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
– “ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
- Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
- Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
- Bir şey biliyor ki konuşuyor.
– Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
– Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece -ki şekli vardır:
- senin kalemin>seninki,
- Ali’nin eli>Ali’ninki,
- onun düşüncesi>onunki…
– İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
– Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.
– Sadece -ki ve az da olsa -kü şekilleri vardır:
- bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım…
- masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap…
İyelik ekinin ta kendisidir. Her dil bilgisi kitabı bunu zamir olarak almaz. İsim tamlamasında tamlayan kullanılmadığı takdirde tamlanandaki bu eklere iyelik zamirleri denir.
- kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları
- masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları
- su-y-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları
- ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri
Yapı bakımından zamirler dörde ayrılır:
1. Basit Zamirler: Kök hâlindeki zamirlerdir:
- Ben, sen, o, biz, siz, onlar, bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, hepsi, çoğu, birisi, hangisi, kaçı, bazısı…
- Hiçbiri, birtakımı, öbürü…
- Öteki beriki, falan filân, şundan bundan, herhangi biri, ne kadarı…
- Benimki, kalemimiz