- advice: tavsiye
- affect: etkilemek
- apply sunscreen: güneş kremi sürmek
- arrive on time: zamanında gelmek
- ask for help: yardım istemek
- attempt: teşebbüs etmek
- attend a seminar: seminere katılmak
- authorisation: yetki
- bad habit: kötü alışkanlık
- be addicted to alcohol: alkol bağımlısı olmak
- be optimistic: iyimser olmak
- be sick: hasta olmak
- become a social media addict: sosyal medya bağımlısı olmak
- break a bad habit: kötü alışkanlıktan kurtulmak
- break heart: kalp kırmak
- call an advisor: danışmanı aramak
- chance: fırsat, şanş
- change: değiştirmek
- chatting during lessons: ders boyunca konuşma
- cheat: sınavda kopya çekmek
- childhood: çocukluk
- collapse: çökmek
- coming late to classes: derse geç gelmek
- chaos: karmaşa
- consequences: sonuçlar
- cracking knuckles: parmak çıtlatmak
- crime: suç
- culture: kültür
- cyberattack: siber saldırı
- cyberbully: siber zorba
- cybercriminal: siber suçlu
- cyberlaw: siber hukuk
- cybersecurity: siber güvenlik
- deceive: aldatmak
- decision: karar
- dedication: ithaf etme
- delaying projects: projelerini ertelemek
- display: görüntü
- document: doküman, belge
- doing away with: tasfiye
- eat too much: çok fazla yemek
- economy: ekonomi
- environment: çevre
- equivocal: şüpheli
- establishing good sleeping routine: iyi bir uyku düzeni kurma
- fail: sınavdan kalmak
- feel embarrassed / ashamed: utanmak
- feel sad: üzgün hissetmek
- feel stressed: stres altında hissetmek
- flossing your teeth: diş ipi ile temizleme
- foresight: öngörü
- forgive: affetmek
- get a better job: daha iyi bir iş bulmak
- get angry: sinirlenmek
- get worried: endişelenmek
- grinding teeth: diş gıcırdatma
- hand in: teslim etmek
- harm: zarar vermek
- have a proper life: düzgün bir hayatı olmak
- have suntan: bronzlaşmak
- I wish: keşke
- illegal: yasadışı
- information: bilgi
- infuriatingly: rahatsız edici bir şekilde
- insanity: çıldırma, cinnet
- intend: niyet etmek
- interrupting people: insanların sözünü kesme
- keep diary: günlük tutmak
- keep your promise: sözünü tutmak
- language: dil
- leave: terketmek
- legal: yasal
- lifestyle: yaşam tarzı
- lose a friend: bir arkadaşını kaybetmek
- lose heart: cesaretini yitirmek
- make a mistake: hata yapmak
- make a wrong decision: yanlış karar vermek
- making fun of friends: arkadaşlarıyla alay etmek
- malware: zararlı yazılım
- marital status: medeni hal
- meet his friends: arkadaşlarıyla buluşmak
- memorise: ezberlemek
- mistake: hata
- monitör= keep an eye on: gözetlemek
- overcook: fazla pişirmek, yakmak
- passing around notes in class: sınıfta etrafına notlar göndermek
- peace: barış
- prediction: tahmin
- promise: söz
- realise: farkına varmak
- regret: pişmanlık
- remind: hatırlatmak
- result in failure: başarısızlıkla sonuçlanmak
- result: sonuç
- science: bilim
- security: güvenlik
- show up: ortaya çıkmak
- snacking too much: çok fazla atıştırma
- solve the problem: problemi çözmek
- spend a day at a hospital: hastanede bir gün geçirmek
- spend too much time online: online çok fazla zaman harcamak
- suppress: bastırmak
- take it to heart: kendini üzmek
- take medical help: tıbbi yardım almak
- talk to an adult: bir yetişkinle konuşmak
- target / goal: hedef, amaç
- turn into: dönüşmek
- warn: uyarmak
- wars: savaşlar
- work on: üstünde çalışmak
- work out: işe yaramak, halletmek
- wrong choice: yanlış seçim
- yell at: birine bağırmak