Çağdaş Varlık Felsefesi

mervetufan

Öğretmen
24 Ağu 2025
400
0
16
Yeni Ontoloji: Nicolai Hartmann (1882-1950), 20. yy’da Yeni Ontoloji adıyla yeni bir varlık felsefesi ortaya koymuştur. Husserl’den etkilenmiştir. Ontolojiyi deneysel temellere dayandırmaya ve bilimsel bilgilerle bağdaştırmaya çalışmıştır. Bu anlayışa göre varlık, en son şeydir. Onun arkasındabaşka şey aramamak gerekir. Hartmann’a göre tüm felsefi problemler ontolojik nitelikte problemlerdir.

Hartmann, Husserl’in nesnel gerçeklere dayanmayan fenomenolojisinden farklı olarak realist bir metafiziği ortaya koymaya çalışmıştır.

Pragmatizm (Faydacılık): Pragmatizm’e göre bir şey yararlı olduğu sürece değerli, önemli ve doğrudur. Kurucusu Charles S. Pierce (1839-1914),en önemli temsilcileri ise W. James ve J. Dewey’dir.

- William James’e (1842-1910), varlık görüşünü“radikal empirizm” olarak tanımlar. O empirizmi“ Özellikle olgusal meselelerde en sağlam sonuçların dahi deneyimin seyrine göre değiştirilebilecek elverişli hipotezler” diye tanımlar. Ona göre var olan her şey “saf deneyim” dir.
- John Dewey’e (1859-1952), doğada bir gerçeklik olduğunu ileri sürer. Ona göre gerçekten var olan her şey değişmeye tabi olur. Değişmenin kendisi hem gerçek hem de evrenseldir. Ona göre bağımsız kendiliğinden kaim tözler yoktur.

Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk):Varoluşçuluk, diğer birçok akım gibi insana genel birkavram gibi yaklaşmaz, onun öznelliğini (kendine hasoluşunu), nesnelliğinin (somutluluğunun) üstündetutar. Varoluşçuluğa göre; insan önce var olur, dahasonra kendisini tanımlayıp bilerek özünü oluşturur.

Bu akımın ilk temsilcisi S. Kierkegaard, J.P. Sartre,F. W. Nietzsche’dir. Karl Jespers varoluşçuluğudaha sistematik hale getiren diğer düşünürdür.

- S. Kierkegaard’e (1813-1855) göre felsefe tarihi soyut kurgularla gelişmiş ve bu nedenle bireyi ve bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırmıştır. Ona göre varoluş, somut ve öznel insanın yaşamıdır. Bundan dolayı felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir.

- Jean-Paul Sartre (1905-1980), “Varlık ve Hiçlik”adlı eserinde, varlık teorisinin tüm temelkategorilerini ele almıştır. Bu temel kategorileri,birbirine indirgenemeyen “kendinde varlık” ve “kendiiçin varlık” tır. Kendinde varlık; bir şey ne ise o durve kendisinden başka bir şey olamaz. Kendi için varlık ise; kendi varlığının bilincinde olan varlıktır.

Sartre felsefesini, insan varlığıyla diğer nesnelerinvarlığı arasındaki farkı inceleyerek oluşturmuştur.Herhangi bir araç ya da nesne yapacak olsak önce buaracın ya da nesnenin nasıl olacağını tasarlarız.Zihnimizdeki bu taslak o aracın özüdür. Yani özü,onun varoluşundan önce gelir. Oysa insanda budurum böyle değildir. İlk bakışta insanın da biryaratıcının (Tanrı’nın) eseri olduğunu düşünürüz.

Oysa Sartre Tanrı’nın varoluşunu inkâr eder. Tanrıvar değilse, Sartre’a göre, insanın Tanrı tarafındanönceden belirlenmiş bir özü de olamaz. İnsan,yalnızca vardır, kendinden önceki bir taslağa, bir özegöre ve belli bir amaç gözetilerek yaratılmamıştır. İnsan öncelikle var olur ve kendisini daha sonratanımlayarak özünü oluştur. Sartre’a göre, insankendisini nasıl yaparsa, öyle olur. Yani Sartre’a göre,insan için “varoluş özden önce gelir.

Özü olmayan insan, başlangıçta tıpkı diğer varlıklargibi “kendinde varlık” dır. ” Fakat o, diğer varlıklargibi basit ve bilinçsiz bir varlık değildir. Mesela taşınvarlığı, kendisinden başka bir şey olamayan varlıktır.Taşın şöyle ya da böyle olabilme imkânı yoktur; taş,ne ise daima odur. Buna karşın, insan, kendinde varlıkolmak dışında, kendisi için varlığa sahiptir. Yani,insan bilinçli öznedir; yani var olduğununbilincindedir. Bu sayede insan, kendine dönmekte vene olacağına (özüne) kendi karar vermektedir. Oluşanbu varlık “kendi için varlık” idi. Bundan dolayı,insana önceden verilmiş ve değişmeyen bir özyüklemek söz konusu olamaz.