Cümle Çeşitleri ve Özellikleri

mervetufan

Öğretmen
24 Ağu 2025
400
0
16
YÜKLEMİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER
1. Fiil (Eylem) Cümlesi
2. İsim (Ad) Cümlesi

Fiil (Eylem) Cümlesi Nedir? Özellikleri, Örnekleri

Fiil (Eylem ) Cümlesi: Yüklemi çekimli bir fiil veya fiil grubu olan cümle, yükleminin türüne göre fiil cümlesidir. Her türlü hareket, iş, oluş fiil cümleleriyle karşılandığı için fiil cümleleri isim cümlelerine göre daha çok kullanılır.

Yükleminin geçişli fiil olması durumunda, fiil cümlelerinde cümlenin bütün ögeleri bulunabilir. Fiil geçişsiz olursa cümlenin nesnesi olmayacaktır.

“İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor,
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda.” (Orhan Veli)

  • Başlarını göklere çarpmaktan, genellikle cüceler korkar. (Cenap Şahabettin)
  • Allah size bir yüz vermiş; bir tane de siz eklemeyin.(Shakespeare)
  • Mum, dibine ışık vermez. (Atasözü)
Annem dün sessizce odama girdi. Beni yine, yorgun gözlerimin önünden hiç ayrılmayan, bir gün bile elimden düşmeyen, parmaklarımın arasında ezilip büzülen kitabımın karşısında okumaktan gözlerimin feri kaçmış, düşünmekten alnımı kırışmış gördü. En ziyade düşman olduğu bu cansız arkadaşıma kinli bir nazar attıktan sonra bir iskemle çekti, karşıma oturdu, bol bir nefes aldı. Belli ki mühim bir şey, çok düşünülen ve az söylenen endişelerden, aile üzüntülerinden birini bana açmak istiyordu. Bunu ben onun bir iğne izi kadar ince iki gölge ile, belirsizce çatılan kaşlarından anlamıştım, hatta bu keşfimde o kadar ileri gittim ki, bana, artık bu sefer katî bir tarzda, izdivaç meselesini açacağına bile hükmettim. İzdivaç meselesi… Hakikaten de hiç yanılmamıştım. “Kızım!” diye resmî, ciddî, yüksekten, kalın bir ses perdesiyle başladı, bir çok defalar dinlediğim fikirleri, sebepleri, delilleri, mukayeseleri kendine mahsus muntazam bir mantık zincirine bağlayarak, sakin, heyecansız ve soğukkanlı, söyledi, söyledi, son hükmünü de verdi:
-Sen ilkbahara kadar, mutlaka evleneceksin! (P. Safa, Gençliğimiz)

İsim (Ad) Cümlesi

Yüklemi isim soylu bir kelime olup, ek-fiilin zamanlarından biri ile çekimlenmiş olan cümlelerdir.

  • Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık.
  • Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.
  • İçinde kaybolup gittiğini sandığı bu kalabalık şehirde bir tek tanıdığı bile yoktu. Ama şimdi sevgili öğrencileri, vefalı arkadaşları, dostları var.
  • Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı…
  • Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,
♦ İsim cümleleri genellikle iki unsurdan, özne ve yüklemden meydana gelir.

  • İnsan, üç beş damla kan, ırmak, üç beş damla su
  • Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
  • Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur;
    Sinem, özüm ateş ile doludur.
    İnsan olan vatanının kuludur.
    Türk evladı evde durmaz giderim.
    Bu topraklar ecdadımın ocağı;
    Evim, köyüm hep bu yerin bucağı;
    İşte vatan, işte Tanrı kucağı.
    Ata yurdun, evlât bozmaz, giderim.
    Tanrım şahit, duracağım sözümde;
    Milletimin sevgileri özümde;
    Vatanımdan başka şey yok gözümde.
    Yâr yatağın düşman almaz, giderim.
İsim Cümlesi Olumsuz Hâli

İsim cümleleri “değil” kullanılarak olumsuz hale getirilir. Bu özellik bir cümlenin isim cümlesi olup olmadığının tespidinde kullanılabilir zira fiil cümlelerinin olumsuz hâli yükleme -me olumsuzluk ekinin getirilmesi ile oluşturulur:

  • Bahsettiğiniz kişi benim. (isim cümlesi)
  • Bahsettiğiniz kişi ben değilim. (isim cümlesi)
  • Yemek çok güzel olmuş. (fiil cümlesi)
  • Yemek güzel olmamış. (fiil cümlesi)
Bu durumun tek istisnası adlaşmış durumdaki “var” ve “yok” zarfları ile oluşturulan cümlelerdir:

  • Buzdolabında hiç içecek yok(tur). (isim cümlesi)
İsim cümlelerindeki ek-fiiller bazen gizli haldedirler:

  • Yolun sonundaki üç katlı bina bizim okulumuz(dur).
İsim cümlelerinde -fiil cümlelerinde de olduğu gibi- yüklem cümle sonunda olmayabilir:

  • Cennet gibidir baharda buralar.
♦ İsim cümlelerinde zarf ve bulunma ekli yer tamlayıcıları da kullanılır.

  • Anadolu’da dağların ve köylerin sonsuz bir biteviyeliği var.
  • Geyik, dağdan dağa atlarken güzel.
  • Bu sabah hava berrak.
  • Bahar geleli kargalar sınırsız bir neşe içinde.
♦ İsim cümlelerinde nesneyle yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıcı az kullanılır.

  • Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.
Ek-fiil, isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir. “imek” fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.
Ek-Fiil, üç kipe göre çekimlendiğinde yüklem olur:

1) Geniş Zaman


İsim soylu kelimelere kişi ekleri getirilerek yapılır. Bunlar geniş zaman eklerinin yerini tutar. Üçüncü kişilere “-dİr” eki getirilir.


  • “insanım, insansın, insan(dır), insanız, insansınız, insan(dır)lar”
  • “yorgun değilim, yorgun değilsin, yorgun değil, yorgun değiliz, yorgun değilsiniz, yorgun değiller”
  • Ben bir küçük kelebeğim.
  • Üstümüze doğan bir güneşsin sen.
  • Her taraf bugün bir başka güzel(dir).
2) -di’li (= bilinen = görülen) Geçmiş Zaman

Ek-fiilin bilinen geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların bilinen geçmişteki durumuna şahit olunduğunu gösterir.

  • “sevinçli idim, sevinçli idin, sevinçli idi, sevinçli idik, sevinçli idiniz, sevinçli idiler”
  • “sevinçli değildim, sevinçli değildin, sevinçli değildi, sevinçli değildik, sevinçli değildiniz, sevinçli değildiler (değillerdi)”
  • Bir güzelin hayranıydım. >>hayranı i-di-m
  • Dün daha heyecanlıydın. >>heyecanlı i-di-n
  • Merhametli biriydi. >>biri i-di
3) -miş’li (= öğrenilen = duyulan = anlatılan) Geçmiş Zaman

Ek-fiilin bilinmeyen (öğrenilen) geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların öğrenilen geçmişteki durumunun başkasından duyulduğunu anlatır.

  • (ben) küçük imişim,
  • (sen) küçük imişsin,
  • (o) küçük imiş,
  • (biz) küçük imişiz,
  • (siz) küçük imişsiniz,
  • (onlar) küçük imişler”
  • küçük değilmişim,
  • küçük değilmişsin,
  • küçük değilmiş,
  • küçük değilmişiz,
  • küçük değilmişsiniz,
  • küçük değilmişler (değillermiş)”
Ek-fiil ayrı yazıldığında imlası:

  • Suçlanan ben-miş-im. < ben imişim
  • Meğer sen ne çalışkan-mış-sın. < çalışkan imişsin
  • Adam yirmi yıldır evine hasret-miş. < hasret imiş
Dikkat!

  • Ben iyi bir oku-r-um (dur). (Ek-fiilin geniş zamanı)
  • Hep iyi kitaplar oku-r-um. (geniş zaman, şahıs eki )
  • Benim oku-r-um anlayışlıdır. (yapım eki ve iyelik eki)