Din ve ekonomi

Dersbizim

Öğretmen
24 Ağu 2025
2,585
0
36
Ekonomi, tarihsel süreçte, insanın eşyaya hâkim olmasıyla ve insanlar arası eşya değişimi-
nin ortaya çıkmasıyla birlikte ele alınmaya başlanmıştır. Ekonomi iktisatla eş anlamlı kul-
lanılmaktadır ve sınırsız insan gereksinmelerinin karşılanmasında kıt kaynakların alterna-
tif kullanımları karşısında karar verme ve seçim yapma yollarını inceleyen bir bilim dalıdır.
İnsanlık tarihi kadar eski olan ekonomik hakların korunmasına İslam dininde büyük önem
verilmiştir. Bunlar arasında mülk edinme, çalışma,73 emeğinin karşılığını alma, miras gibi
haklar vardır.74
Beslenme, giyinme ve barınma temel ihtiyaçlardır. İnsanın bunları çalışarak üretmesi ge-
rekir. Bunları tabii bir hak ve görev olarak gören İslam dini çalışmayı ve üretmeyi teşvik
etmiştir. Kur’an’da Yüce Allah şöyle buyurur: “Geceyi bir örtü yaptık. Gündüzü de ça-
lışıp kazanma zamanı kıldık.”75, “Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size
geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”76, “Bilsin ki insan için kendi
çalışmasından başka bir şey yoktur.”77 Hz. Peygamber de: “Kişi kendi elinin emeğinden
daha temiz bir kazanç elde etmemiştir.”78 buyurmuştur.
İslam dini; ticareti, alışverişten sağlanan
kazancı helal kılmış, hatta alışveriş yapıl-
masını teşvik etmiştir. Yapılan iş ve çalışma-
ların meşru olması şartıyla her türlü kazancı
serbest bırakmıştır. Fertler meşru yollardan
kazanmak ve zekâtını vermek kaydıyla dile-
dikleri kadar servet sahibi olabilirler. İslam,
haksız kazanca karşıdır. Bu sebeple İslam
başkasının malını gasp ve telef etmeyi, al-
datmayı, yolsuzluk yapmayı, rüşvet almayı,
tefecilik yapmayı ve faizi yasaklamıştır.79
Hz. Peygamber, gençliğinde ticaretle uğraş-
mış, işini dürüst yapmış, başkalarına hak-
sızlık etmekten kaçınmıştır. Çevresindeki
insanlara da böyle davranmalarını öğütle-
miş, çalışanların haklarının korunmasını is-
temiştir. Hz. Peygamber, bir hadisinde şöyle
buyurmuştur: “Ücretle bir kişiyi çalıştırıp
da onun ücretini ödemeyen kimsenin kıya-
met gününde düşmanıyım.”80
73 bk. Necm suresi, 39. ayet.
74 bk. Bakara suresi, 180. ayet.
75 Nebe suresi, 10-11. ayetler.
76 A’râf suresi, 10. ayet.
77 Necm suresi, 39. ayet.
78 İbn Mâce, Ticâret, 1.
79 bk. Nisâ suresi, 160. ayet.
80 Buhârî, Büyû, 106.

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası:
Düşmanın maskarası; dostunun yüz karası!
(M. Akif ERSOY, Safahat, Seyfi Baba, s. 71.)
Yukarıdaki beyiti çalışmanın önemi açısından yorumlayınız.
Kur’an-ı Kerim’deki zekât, sadaka ve infak
emirleri sosyal dengeyi sağlamaya yöne-
liktir. Ayrıca “… o mallar içinizden yalnız
zenginler arasında dolaşan bir servet ve
güç hâline gelmesin …”81 ayeti ile de te-
kelleşmenin önüne geçilmiştir. İslam dini,
insanların iktisadi güçlerini ellerinde tutup
piyasaya sürmemelerini, böylece tekel hâli-
ne gelmelerini hoş görmemiş, böyle hareket
edenleri cehennem azabı ile tehdit etmiş-
tir.82
Ekonomik haklar konusunda dinimizin ön
gördüğü güzel uygulamalardan biri de ih-
tiyaç sahiplerinin korunup gözetilmesidir.
Kur’an’da müminlerin vasıfları olarak zikre-
dilen infak etmek ve israftan kaçınmak İs-
lam iktisadının prensipleri arasında yer alır.
Ayetlerde şöyle buyurulur: “Onlar gayba
inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine ver-
diğimiz mallardan Allah yolunda harcar-
lar.”83 “Onlar harcadıklarında ne israf ne
de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir
yol tutarlar.”84
İslam’da kendi ihtiyaçlarını karşılayamaya-
cak durumda olanların zaruri ihtiyaçlarının karşılanması teşvik edilmiştir. Devlet yöneti-
cileri ise din ve ırk ayırımı yapmadan bunu bir sorumluluk olarak görmüşlerdir. Peygam-
berimiz “Dul kadınların ve fakirlerin yardımına koşan Müslüman, Allah (c.c.) yolunda
harp eden mücahit yahut gece namaz kılan, gündüz oruç tutan abid gibidir.”85 buyurarak
muhtaç durumda olanlara yardım etmeyi teşvik etmiştir.