Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti ortak hareket ederek Erzurum’da bir kongre düzenleme kararı aldılar.
Erzurum Kongresi’nin toplanmasında;
Erzurum Kongresi 23 Temmuz’da çalışmalarına başladı. Görüşmelerin başlamasından önce iki Erzurum delegesi istifa ederek Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Orbay’ın kongreye katılmasını sağladılar. Kongre başkanlığına Mustafa Kemal Paşa seçildi.
Önemli: Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi’ne katılarak;
Erzurum Kongresi Kararları
1. Doğu vilayetleri ile Trabzon ve Canik (Samsun) sancağı birbirinden ayrılmaz ve Osmanlı topluluğunun bir parçası olmak üzere bir bütün teşkil eder.
Erzurum Kongresi’nin toplanmasında;
- Mondros Ateşkesinin 24. maddesiyle Doğu Anadolu’nun işgal tehdidi altına girmesi
- Doğu Anadolu’da kurulması planlanan Ermeni Devleti’nin engellenmek istenmesi
- İstanbul Hükümetinin Doğu Anadolu’nun Ermenilere bırakılması konusunda teslimiyetçi bir politika izlemesi
- Karadeniz Bölgesi’nde Rumların Pontus Devleti kurma çabalarının engellenmek istenmesi
Erzurum Kongresi 23 Temmuz’da çalışmalarına başladı. Görüşmelerin başlamasından önce iki Erzurum delegesi istifa ederek Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Orbay’ın kongreye katılmasını sağladılar. Kongre başkanlığına Mustafa Kemal Paşa seçildi.
Önemli: Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi’ne katılarak;
- Kongrede millî kararlar alınmasını sağlamayı
- Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Kazım Karabekir Paşa’nın desteğini almayı
- Doğu illeri temsilcilerinin Sivas Kongresi’ne katılımını sağlamayı
Erzurum Kongresi Kararları
1. Doğu vilayetleri ile Trabzon ve Canik (Samsun) sancağı birbirinden ayrılmaz ve Osmanlı topluluğunun bir parçası olmak üzere bir bütün teşkil eder.
- Doğu Anadolu’da Ermenilerin, Doğu Karadeniz’de Rumların ayrılıkçı faaliyetlerine karşı ülke bütünlüğü savunulmuştur.
- Ülkenin her yerindeki işgallere tepki gösterilmiş, milletin birleşerek varlığını koruyacağı vurgulanmıştır.
- İstanbul Hükümetinin işgaller karşısında sessiz kalan, Anlaşma Devletlerinin baskılarına boyun eğen tutumuna tepki gösterilmiştir.
- Millî iradeye dayalı bir hükümet kurmak hedeflenmiştir.
- Millet egemenliğinin esas alınması demokrasi ve cumhuriyet rejimine yönelişi göstermektedir.
- Kuvayımilliyeyi etkili kılmak ifadesiyle millî bir ordu kurularak bağımsızlığın kazanılması amaçlanmıştır.
- Saltanat ve hilafetin korunacağı ifadesi millî egemenlik ilkesiyle ters düşmektedir. Ancak o günün şartları dikkate alınarak öncelikle millî birlik ve beraberliğin korunması hedeflenmiştir.
- Azınlıkların Anadolu’da bağımsız devlet kurmalarına, ülkenin milliyet esasına göre parçalanmasına karşı çıkılmıştır.
- Azınlıkların varlığına karşı çıkılmadığı görülmektedir
- Türk ulusunun kayıtsız şartsız bağımsızlığı hedeflediği vurgulanmıştır.
- Kurtuluş Savaşı’nda “Ya istiklal ya ölüm” parolası benimsenmiştir.
- Bu karar ulus egemenliğine önem verildiğini göstermektedir.
- İstanbul Hükümetinin millî iradenin denetimi altına girmesi amaçlanmıştır.
- Halkın yönetim üzerindeki etkisinin artırılmasına çalışılmıştır.
- Erzurum Kongresi’nde yalnızca iç politikayı ilgilendiren ilkeler değil, bazı dış politika ilkeleri de belirlenerek ilan edilmiştir. Bu da Erzurum Kongresi’nin meclis gibi hareket ettiğini göstermektedir.
- Dış politikada bağımsızlık ilkesi esas alınmıştır.
- Yabancı sermayeye karşı olunmadığı vurgulanmıştır.
- Erzurum Kongresi; toplanış amacı ve yapısı bakımından bölgesel, aldığı kararlar yönünden millî bir kongre özelliğine sahiptir.
- Erzurum Kongresi’nde ulusal kararların alınmasında Mustafa Kemal’in kongreye katılması etkili olmuştur.
- Millî egemenliğe dayalı yeni bir hükümetin kurulacağı düşüncesi açıkça Türk ve dünya kamuoyuna duyurulmuştur.
- Kongrede alınan kararları uygulamak üzere bir Temsilciler Kurulu seçilmiştir. 9 kişiden oluşan bu kurulun başkanı Mustafa Kemal Paşa olmuştur.
- TBMM’nin açılma gerekçesi Erzurum Kongresi kararlarına dayandırılmıştır.
- Mudanya Ateşkes Anlaşması ve Lozan Barış Antlaşması’nın bağımsızlığı savunan kararları, gücünü Erzurum Kongresi kararlarından almıştır.
- Cumhuriyet yönetiminin ruhu, “millî iradeyi egemen kılmak” anlayışında yatmaktadır.