İslam ahlakında yerilen tutum ve davranışlar sizce nelerdir?
İslam dini insanları dünya ve ahirette mutluluğa kavuşturmak
ister. İki dünya mutluluğu Yüce Allah’ın buyruklarına uygun
yaşamakla elde edilir. Bu buyrukların bir kısmını ahlak ilkeleri
oluşturur. İslam ahlakında övülen ve yerilen bir takım dav-
ranışlar vardır. Örneğin anne-babaya iyilik etmek bir fazilet
olarak övülürken akrabayla ilişkiyi kesmek yerilmiştir.
Yalan: İslam ahlakında yerilen davranışların başında yalan
söylemek gelir. Yalan, gerçek dışı söz söylemek, asılsız bilgi
ve haber vermektir. Yalan, doğruluğun zıddıdır. Kur’an-ı Ke-
rim insanları doğru sözlü olmaya çağırmıştır. Bir ayette şöyle
buyrulur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının
ve doğru söz söyleyin.”28 İnsan doğru sözlü olmaya özen gös-
termeli, yalandan uzaklaşmalıdır. Yüce Allah, Hz. Peygamber
ve arkadaşlarına dosdoğru olmalarını emretmiş29 ve tüm Müs-
lümanların, asılsız ve yalan sözler söylemekten kaçınmalarını
istemiştir.30
Yalan söylemek insanın değerini dü-
şüren bir davranıştır. Hz. Peygam-
ber’in bir hadisinde yalan söylemek
münafıklık alametlerinden biri olarak
gösterilmiştir.31 Yalan söylemek insan
ilişkilerinde güvensizlik meydana ge-
tirir. Özellikle karşıdaki kişi açısından
büyük bir hayal kırıklığı oluşturur. Yine
bir hadisinde, “Kardeşine bir söz söy-
lediğinde o sana inanırken senin ona
yalan söylemiş olman ne büyük bir
ihanet!”32 buyrulmuştur.
İftira: Yalan söylemek bir açıdan iftira
kavramı ile de ilişkilidir. İftira yalan
sınıfına girer. İftira bir kimseyi asılsız
olarak suçlamak, ona gerçekte olma-
yan kötülük ve kusur isnat etmektir.
27 bk. Mümin suresi, 65. ayet; İsrâ suresi, 65. ayet.
28 Ahzâb suresi, 70. ayet.
29 bk. Hûd suresi, 112. ayet.
30 bk. Hacc suresi, 30. ayet.
31 bk. Buhârî, Vesâyâ, 8; Müslim, İman, 107.
32 Ebû Dâvûd, Edeb, 71.
Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.
Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
Ya, hayır de, yahut sus.
Dili incitme gönül.
(Bestami Yazgan, Gülü İncitme Gönül, s. 77.)
Türkçede kara çalmak, çamur atmak ve leke sürmek gibi deyimlerle ifade edilir. İnsa-
nı yalan ve iftiraya götüren en önemli nedenlerden biri karşılaştığımız olaylar ve kişiler
hakkında bilgi sahibi olmadan konuşmaktır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde yalan ve iftiranın
önüne geçmek için insanların bilgi sahibi olmadıkları şeyler hakkında konuşmamalarını
öğütler. “İyice bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, kalp bunların hep-
si yaptıklarından sorumludur.”33 ayeti ile insana ulaşan haberlerin araştırılmasını ister.34
O halde insan duyduğu şeyleri süzgeçten geçirmeli, o şekilde konuşmalıdır. Hz. Peygamber
“Her duyduğunu söylemesi kişiye yalan olarak yeter.”35 buyurur. Ayrıca “Her kim Allah’a
ve Rasûlüne inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.”36 buyurarak yalan ve iftiradan sa-
kınılmasını istemiştir. İftira başkalarının hayatını karartan ve insanların yaşam dengelerini
sarsan büyük bir vebaldir. Masum bir insanı zor duruma düşürüp onu sıkıntıya sokan bir
davranış olduğu için Allah (c.c.) katında da büyük bir günahtır. Kur’an-ı Kerim bu gerçeği
şöyle ifade eder: “Kim bir hata veya günah işler, sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa
şüphesiz ağır bir iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.”37
Mahremiyet ihlali: İslami literatürde buna tecessüs denir. Bu kavram insanların gizli hal-
lerini, ayıp ve kusurlarını araştırmak demektir. Gizli kalması gerekenleri kötü maksatla
araştırmak doğru bir iş değildir. Kur’an-ı Kerim inananların kardeş olduğunu belirtmiş ve
toplumsal birlikteliği bozacak davranışlara karşı uyarılarda bulunmuştur. Başkalarının gizli
hallerini araştırmak toplumsal ilişkilerde huzur bozucu bir durumdur. Bu yüzden Yüce Al-
lah “Ey iman edenler! … insanların gizli hâllerini araştırmayın...”38 buyurmuştur.
Hz. Peygamber de bir hadiste şöyle buyurmuştur: “İnsanların gizli hâllerini araştırırsan ya
aralarına fesat sokmuş olursun ya da aralarında neredeyse fesat çıkmasına neden olmuş
olursun.”39
33 İsrâ suresi, 36. ayet.
34 bk. Hucurât suresi, 6. ayet.
35 Ebû Dâvûd, Edeb, 80.
36 Buhârî, Rikâk, 23; Müslim, İman, 74.
37 Nisâ suresi, 112. ayet.
38 Hucurât sûresi, 12. ayet.
39 Ebû Dâvûd, Edeb, 37.
İftiraya maruz kalan bir kişinin duygu ve düşüncelerini empati yaparak
değerlendiriniz.
Düşünelim-Konuşalım
“Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam
vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir. Eğer evde kimseyi
bulamazsanız, yine de size izin verilmedikçe içeriye girmeyiniz. Size “Dönün”
denirse dönün. Bu, sizi daha çok temize çıkarır. Allah yaptıklarınızı bilir.”
(Nûr suresi, 27-29. ayetler.)
Yukarıdaki ayetleri özel yaşamın gizliliği açısından değerlendiriniz.
İslam dini insanları dünya ve ahirette mutluluğa kavuşturmak
ister. İki dünya mutluluğu Yüce Allah’ın buyruklarına uygun
yaşamakla elde edilir. Bu buyrukların bir kısmını ahlak ilkeleri
oluşturur. İslam ahlakında övülen ve yerilen bir takım dav-
ranışlar vardır. Örneğin anne-babaya iyilik etmek bir fazilet
olarak övülürken akrabayla ilişkiyi kesmek yerilmiştir.
Yalan: İslam ahlakında yerilen davranışların başında yalan
söylemek gelir. Yalan, gerçek dışı söz söylemek, asılsız bilgi
ve haber vermektir. Yalan, doğruluğun zıddıdır. Kur’an-ı Ke-
rim insanları doğru sözlü olmaya çağırmıştır. Bir ayette şöyle
buyrulur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının
ve doğru söz söyleyin.”28 İnsan doğru sözlü olmaya özen gös-
termeli, yalandan uzaklaşmalıdır. Yüce Allah, Hz. Peygamber
ve arkadaşlarına dosdoğru olmalarını emretmiş29 ve tüm Müs-
lümanların, asılsız ve yalan sözler söylemekten kaçınmalarını
istemiştir.30
Yalan söylemek insanın değerini dü-
şüren bir davranıştır. Hz. Peygam-
ber’in bir hadisinde yalan söylemek
münafıklık alametlerinden biri olarak
gösterilmiştir.31 Yalan söylemek insan
ilişkilerinde güvensizlik meydana ge-
tirir. Özellikle karşıdaki kişi açısından
büyük bir hayal kırıklığı oluşturur. Yine
bir hadisinde, “Kardeşine bir söz söy-
lediğinde o sana inanırken senin ona
yalan söylemiş olman ne büyük bir
ihanet!”32 buyrulmuştur.
İftira: Yalan söylemek bir açıdan iftira
kavramı ile de ilişkilidir. İftira yalan
sınıfına girer. İftira bir kimseyi asılsız
olarak suçlamak, ona gerçekte olma-
yan kötülük ve kusur isnat etmektir.
27 bk. Mümin suresi, 65. ayet; İsrâ suresi, 65. ayet.
28 Ahzâb suresi, 70. ayet.
29 bk. Hûd suresi, 112. ayet.
30 bk. Hacc suresi, 30. ayet.
31 bk. Buhârî, Vesâyâ, 8; Müslim, İman, 107.
32 Ebû Dâvûd, Edeb, 71.
Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.
Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
Ya, hayır de, yahut sus.
Dili incitme gönül.
(Bestami Yazgan, Gülü İncitme Gönül, s. 77.)
Türkçede kara çalmak, çamur atmak ve leke sürmek gibi deyimlerle ifade edilir. İnsa-
nı yalan ve iftiraya götüren en önemli nedenlerden biri karşılaştığımız olaylar ve kişiler
hakkında bilgi sahibi olmadan konuşmaktır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde yalan ve iftiranın
önüne geçmek için insanların bilgi sahibi olmadıkları şeyler hakkında konuşmamalarını
öğütler. “İyice bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, kalp bunların hep-
si yaptıklarından sorumludur.”33 ayeti ile insana ulaşan haberlerin araştırılmasını ister.34
O halde insan duyduğu şeyleri süzgeçten geçirmeli, o şekilde konuşmalıdır. Hz. Peygamber
“Her duyduğunu söylemesi kişiye yalan olarak yeter.”35 buyurur. Ayrıca “Her kim Allah’a
ve Rasûlüne inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.”36 buyurarak yalan ve iftiradan sa-
kınılmasını istemiştir. İftira başkalarının hayatını karartan ve insanların yaşam dengelerini
sarsan büyük bir vebaldir. Masum bir insanı zor duruma düşürüp onu sıkıntıya sokan bir
davranış olduğu için Allah (c.c.) katında da büyük bir günahtır. Kur’an-ı Kerim bu gerçeği
şöyle ifade eder: “Kim bir hata veya günah işler, sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa
şüphesiz ağır bir iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.”37
Mahremiyet ihlali: İslami literatürde buna tecessüs denir. Bu kavram insanların gizli hal-
lerini, ayıp ve kusurlarını araştırmak demektir. Gizli kalması gerekenleri kötü maksatla
araştırmak doğru bir iş değildir. Kur’an-ı Kerim inananların kardeş olduğunu belirtmiş ve
toplumsal birlikteliği bozacak davranışlara karşı uyarılarda bulunmuştur. Başkalarının gizli
hallerini araştırmak toplumsal ilişkilerde huzur bozucu bir durumdur. Bu yüzden Yüce Al-
lah “Ey iman edenler! … insanların gizli hâllerini araştırmayın...”38 buyurmuştur.
Hz. Peygamber de bir hadiste şöyle buyurmuştur: “İnsanların gizli hâllerini araştırırsan ya
aralarına fesat sokmuş olursun ya da aralarında neredeyse fesat çıkmasına neden olmuş
olursun.”39
33 İsrâ suresi, 36. ayet.
34 bk. Hucurât suresi, 6. ayet.
35 Ebû Dâvûd, Edeb, 80.
36 Buhârî, Rikâk, 23; Müslim, İman, 74.
37 Nisâ suresi, 112. ayet.
38 Hucurât sûresi, 12. ayet.
39 Ebû Dâvûd, Edeb, 37.
İftiraya maruz kalan bir kişinin duygu ve düşüncelerini empati yaparak
değerlendiriniz.
Düşünelim-Konuşalım
“Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam
vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir. Eğer evde kimseyi
bulamazsanız, yine de size izin verilmedikçe içeriye girmeyiniz. Size “Dönün”
denirse dönün. Bu, sizi daha çok temize çıkarır. Allah yaptıklarınızı bilir.”
(Nûr suresi, 27-29. ayetler.)
Yukarıdaki ayetleri özel yaşamın gizliliği açısından değerlendiriniz.