- 24 Ağu 2025
- 400
- 0
- 16
Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. “ki” Bağlacı
İki ya da daha fazla sözcüğün, yeni anlamda bir sözcük oluşturması için birlikte kullanılmasına “birleşme” denir. Birleşme sırasında sözcüklerde anlam, tür ve ses değişiklikleri olabilir:
* Birleşme sırasında sözcüklerde ses aşınması ya da ses türemesi olabilir.
» İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.
» Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:
Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.
a. İnceltme görevi
» Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:
Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
Not: “katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
Bazı kelimelerin söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.
15. YABANCI KELİMELERDE BÜYÜK “İ”NİN YAZIMI
Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük “i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana…
Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde “i” sırasında yer alır.
16. SES DEĞİŞİKLİĞİ GÖRÜLEN BAZI KELİMELERİN YAZIMI
» Ünlü daralması görülen Türkçe kelimeler:
a. “ki” Bağlacı
- Sadece “ki” biçimi vardır.
- Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
- Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
- “ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
- Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
- Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
- Atatürk diyor ki: …
- Bir şey biliyor ki konuşuyor.
- Ben ki hep sizin için çalıştım.
- Sınavı kazanabilir miyim ki…
- Baktım ki gitmiş.
- belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.
- Ek hâlindeki tek zamirdir.
- Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
- Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece -ki şekli vardır:
- senin kalemin ⇒ seninki,
- Ali’nin eli ⇒ Ali’ninki,
- onun düşüncesi ⇒ onunki…
- İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
- Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.
- Sadece -ki ve az da olsa -kü şekilleri vardır:
- bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım …
- masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap …
İki ya da daha fazla sözcüğün, yeni anlamda bir sözcük oluşturması için birlikte kullanılmasına “birleşme” denir. Birleşme sırasında sözcüklerde anlam, tür ve ses değişiklikleri olabilir:
* Birleşme sırasında sözcüklerde ses aşınması ya da ses türemesi olabilir.
- pazar – ertesi ⇒ Pazartesi
- sütlü- aş ⇒ sütlaç
- his etmek ⇒ hissetmek
- af olmak ⇒ affolmak
- Hanımeli (belirtisiz ad tamlaması biçiminde)
- Atatürk (eksiz iki ad)
- Akciğer (sıfat tamlaması biçiminde)
- Mirasyedi (bir isim, bir çekimli fiil)
- Gökdelen (bir isim, bir fiilimsi)
- Birkaç (iki sıfat)
- Biçerdöver (iki çekimli fiil)
- Çıtçıt (ikileme)
- Bakakalmak (iki fiil)
- bal arısı (iki sözcük de anlamını taşıyor)
- suböreği (birinci sözcük anlamını yitirmiş)
- rüzgârgülü (ikinci sözcük anlamını yitirmiş)
- aslanağzı (iki sözcük de anlamını yitirmiş)
- Akbaba, suçiçeği, devetabanı …
- Güllaç (güllü aş), Kahvaltı (kahve altı), Niçin (ne için)
- mirasyedi, uyurgezer, sıkboğaz
- hal-olmak, zan-etmek, seyir-etmek, kayıp-olmak, fark-etmek, muhtaç-olmak
- -> hallolmak -> zannetmek -» seyretmek
- -> kaybolmak -» fark etmek -»muhtaç olmak
- anlayıvermek, görebilmek, uyuyakalmak, düşeyazmak
- vazgeçmek, başvurmak, hoşgörmek
» İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.
- adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), cır cır (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, karış karış, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, yavaş yavaş.
- bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak.
- at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap.
- baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir (ölçü), dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna.
- cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)…
- darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.
» Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
- İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri…
- Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
- Öğleden sonra saat 17.30’da, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000 insan…
- Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda…
- XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt…
- Saat 10.30’da, 1972’de, 2000’den, 12’nci…
- beşinci, yirmi ikinci…
- 16., 20., XXI., 16’ncı, 121’inci, 110’uncu…
- ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon…
- 22 605, 111 548 600,
- 22.605, 111.548.600
- 15,2 5,26
- Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,
- onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı
a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
- 30 Haziran 2016
- 30.06.2016
- 30/06/2016
- 11.12.2015 = 11/12/2015
- 2 Eylül 2000 = 02.09.2000
Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:
- dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre
Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.
a. İnceltme görevi
» Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
- dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
- bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
- mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
- ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
- billûr, üslûp, velût
- plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm…
- lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak…
- Hâlâ il hala
- Kâr ile kar
Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:
Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
- Âdet : gelenek, alışkanlık adet : sayı
- Yâr : sevgili yar : uçurum
- Âlem : dünya, evren alem : bayrak
- Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
- Hâlâ : şimdi hala : babanın kız kardesi
Not: “katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
- Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî…
- çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi…
- altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî…
- Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet “i”si ünlü uyumlarına uymuştur.
- ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme…
- (Türk) askeri, askeri gördüm, askerî elbise
- (Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
- (onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler
- bîçare, bîvefa, bîtaraf;
- bihakkın, bizatihi, bilumum…
Bazı kelimelerin söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.
- döğmek ⇒ dövmek;
- göğermek ⇒ gövermek;
- oğmak ⇒ ovmak;
- öğmek ⇒ övmek;
- söğmek ⇒ sövmek,
- öğün ⇒ övün…
15. YABANCI KELİMELERDE BÜYÜK “İ”NİN YAZIMI
Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük “i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana…
Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde “i” sırasında yer alır.
16. SES DEĞİŞİKLİĞİ GÖRÜLEN BAZI KELİMELERİN YAZIMI
» Ünlü daralması görülen Türkçe kelimeler:
- söyle-yor ⇒ söylüyor,
- anla-yor ⇒ anlıyor,
- yaşa-yor ⇒ yaşıyor,
- de-yor ⇒ diyor
- de-e ⇒ diye
- de-en ⇒ diyen,
- de-e-lim ⇒ diyelim,
- ye-en ⇒ yiyen,
- ye-ince ⇒ yiyince,
- ye-ecek ⇒ yiyecek,
- kork-ma-yor ⇒ korkmuyor,
- gel-me-yor ⇒ gelmiyor…
- atlayarak (>atlıyarak),
- başlayan (>başlıyan),
- yaşayacak (>yaşıyacak),
- atlamayalım (>atlamıyalım),
- gelmeyen (>gelmiyen),
- gizleyeli (>gizliyeli)…
- ağız ⇒ ağzı,
- burun⇒ burnu,
- koyun (bağır, döş)⇒ koynuna,
- alın⇒ alnı,
- oğul⇒ oğlu,
- gönül⇒ gönlüm,
- beniz,⇒ benzi,
- ömür⇒ ömrüm,
- cürüm⇒ cürmü,
- hüküm⇒ hükmü,
- fikir⇒ fikri…
- ileri-le-mek⇒ ilerlemek,
- koku-la-mak⇒ koklamak,
- kavuş-ak⇒ kavşak,
- uyu⇒ uyku,
- devir⇒ devril-…
- nerede⇒ nerde,
- burada⇒ burda,
- şurada⇒ şurda…
- kayıp⇒ kaybolmak,
- emir⇒ emretmek,
- keşif⇒ keşfetmek,
- sabır⇒ sabretmek…
- oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.
- Gönül’e, Ömür’ü…