“ki” BAĞLACININ, “-ki” İLGİ ZAMİRİNİN ve “-ki” YAPIM EKİNİN YAZIMI

mervetufan

Öğretmen
24 Ağu 2025
400
0
16
Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.

a. “ki” Bağlacı
  • Sadece “ki” biçimi vardır.
  • Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
  • Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
  • “ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
Örnekler:
  • Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
  • Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
  • Atatürk diyor ki: …
  • Bir şey biliyor ki konuşuyor.
  • Ben ki hep sizin için çalıştım.
  • Sınavı kazanabilir miyim ki
  • Baktım ki gitmiş.
Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.
  • belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.
b. “-ki” İlgi Zamiri
  • Ek hâlindeki tek zamirdir.
  • Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
  • Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece -ki şekli vardır:
Örnekler:
  • senin kalemin ⇒ seninki,
  • Ali’nin eli ⇒ Ali’ninki,
  • onun düşüncesi ⇒ onunki…
c. “-ki” Yapım Eki
  • İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
  • Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.
  • Sadece -ki ve az da olsa -kü şekilleri vardır:
Örnekler:
  • bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım …
  • masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap …
8. BİRLEŞİK KELİMELERİN YAZIMI

İki ya da daha fazla sözcüğün, yeni anlamda bir sözcük oluşturması için birlikte kullanılmasına “birleşme” denir. Birleşme sırasında sözcüklerde anlam, tür ve ses değişiklikleri olabilir:

* Birleşme sırasında sözcüklerde ses aşınması ya da ses türemesi olabilir.
  • pazar – ertesi ⇒ Pazartesi
  • sütlü- aş ⇒ sütlaç
  • his etmek ⇒ hissetmek
  • af olmak ⇒ affolmak
* Birleşme, farklı türdeki sözcüklerin farklı biçimlerde kullanılmasıyla oluşabilir:
  • Hanımeli (belirtisiz ad tamlaması biçiminde)
  • Atatürk (eksiz iki ad)
  • Akciğer (sıfat tamlaması biçiminde)
  • Mirasyedi (bir isim, bir çekimli fiil)
  • Gökdelen (bir isim, bir fiilimsi)
  • Birkaç (iki sıfat)
  • Biçerdöver (iki çekimli fiil)
  • Çıtçıt (ikileme)
  • Bakakalmak (iki fiil)
* Birleşme sırasında sözcükler anlamlarını yitirebilir:
  • bal arısı (iki sözcük de anlamını taşıyor)
  • suböreği (birinci sözcük anlamını yitirmiş)
  • rüzgârgülü (ikinci sözcük anlamını yitirmiş)
  • aslanağzı (iki sözcük de anlamını yitirmiş)
a. Anlam kayması yoluyla kurulan bileşik sözcükler bitişik yazılır:
  • Akbaba, suçiçeği, devetabanı …
b. Ses değişimi yoluyla oluşmuş bileşik sözcükler bitişik yazılır:
  • Güllaç (güllü aş), Kahvaltı (kahve altı), Niçin (ne için)
c. Tür değişmesi yoluyla oluşmuş bileşik sözcükler bitişik yazılır:
  • mirasyedi, uyurgezer, sıkboğaz
d. Yardımcı birleşik eylemler, bileşme sırasında ses değişikliği olmuşsa bitişik; ses değişikliği olmamışsa ayrı yazılır:
  • hal-olmak, zan-etmek, seyir-etmek, kayıp-olmak, fark-etmek, muhtaç-olmak
  • -> hallolmak -> zannetmek -» seyretmek
  • -> kaybolmak -» fark etmek -»muhtaç olmak
e. Kurallı birleşik eylemler her zaman bitişik yazılır
  • anlayıvermek, görebilmek, uyuyakalmak, düşeyazmak
» Anlamca kaynaşmış birleşik fiiller bitişik yazılır:
  • vazgeçmek, başvurmak, hoşgörmek
9. İKİLEMELERİN YAZIMI

» İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.

  • adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), cır cır (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, karış karış, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, yavaş yavaş.
  • bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak.
» m ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır:
  • at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap.
» İsim durum ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır:
  • baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir (ölçü), dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna.
» Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:
  • cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)…
  • darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
10. SAYILARIN YAZIMI

Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.

» Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
  • İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri…
  • Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
» Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.
  • Öğleden sonra saat 17.30’da, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000 insan…
Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.
  • Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda…
Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.
  • XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt…
» Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (‘) ile ayrılır:
  • Saat 10.30’da, 1972’de, 2000’den, 12’nci…
» Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:
  • beşinci, yirmi ikinci…
* Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, “-ncİ” eki de:
  • 16., 20., XXI., 16’ncı, 121’inci, 110’uncu…
» Üleştirme sayıları harfle gösterilir:
  • ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon…
» Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:
  • 22 605, 111 548 600,
  • 22.605, 111.548.600
» Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:
  • 15,2 5,26
» Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.
  • Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,
* Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:
  • onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı
11. TARİHLERİN YAZIMI

a.
Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
  • 30 Haziran 2016
  • 30.06.2016
  • 30/06/2016
b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:
  • 11.12.2015 = 11/12/2015
c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
  • 2 Eylül 2000 = 02.09.2000
12. PEKİŞTİRMELİ KELİMELERİN YAZIMI

Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:

  • dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre
13. DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANIMI

Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.

a. İnceltme görevi

» Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:

  • dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
  • bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
  • mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
  • ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
  • billûr, üslûp, velût
*Batı dillerinden alınan kelimelerde de durum böyledir.
  • plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm…
*Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.
  • lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak…
*Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:
  • Hâlâ il hala
  • Kâr ile kar
b. Uzatma görevi

Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.

Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:

Birincisi:
Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
  • Âdet : gelenek, alışkanlık adet : sayı
  • Yâr : sevgili yar : uçurum
  • Âlem : dünya, evren alem : bayrak
  • Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
  • Hâlâ : şimdi hala : babanın kız kardesi
“âciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr”

Not: “katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.

İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
  • Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî…
* Söyleyişte kısa olan nispet “i”lerine düzeltme işareti konmaz; çünkü bunlardaki “i”ler çekim ekiyle karıştırılmaz.
  • çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi…
*Bazı Türkçe kelimelerde de nispet “i”si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.
  • altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî…
  • Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet “i”si ünlü uyumlarına uymuştur.
*Nispet “i”si alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
  • ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme…
*Eğer bu kelimelerdeki nispet “i”lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:
  • (Türk) askeri, askeri gördüm, askerî elbise
  • (Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
  • (onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler
Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan “bi”leri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren “bî” ön ekinde kullanılır; bu ön ekin “ile” anlamı veren Arapça “bi” ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:
  • bîçare, bîvefa, bîtaraf;
  • bihakkın, bizatihi, bilumum…
14. İKİ ŞEKİLDE YAZILABİLEN KELİMELER

Bazı kelimelerin söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.
  • döğmek ⇒ dövmek;
  • göğermek ⇒ gövermek;
  • oğmak ⇒ ovmak;
  • öğmek ⇒ övmek;
  • söğmek ⇒ sövmek,
  • öğün ⇒ övün…
Söyleyişte ğ ⇒ v değişimi görülen bu kelimeleri “v”li yazmak daha uygundur.

15. YABANCI KELİMELERDE BÜYÜK “İ”NİN YAZIMI

Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük “i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana…

Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde “i” sırasında yer alır.

16. SES DEĞİŞİKLİĞİ GÖRÜLEN BAZI KELİMELERİN YAZIMI

» Ünlü daralması görülen Türkçe kelimeler:

  • söyle-yor ⇒ söylüyor,
  • anla-yor ⇒ anlıyor,
  • yaşa-yor ⇒ yaşıyor,
  • de-yor ⇒ diyor
  • de-e ⇒ diye
  • de-en ⇒ diyen,
  • de-e-lim ⇒ diyelim,
  • ye-en ⇒ yiyen,
  • ye-ince ⇒ yiyince,
  • ye-ecek ⇒ yiyecek,
  • kork-ma-yor ⇒ korkmuyor,
  • gel-me-yor ⇒ gelmiyor…
* Birden çok heceli olan kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır,
  • atlayarak (>atlıyarak),
  • başlayan (>başlıyan),
  • yaşayacak (>yaşıyacak),
  • atlamayalım (>atlamıyalım),
  • gelmeyen (>gelmiyen),
  • gizleyeli (>gizliyeli)…
» Ünlü düşmesi olan kelimeler:
  • ağız ⇒ ağzı,
  • burun⇒ burnu,
  • koyun (bağır, döş)⇒ koynuna,
  • alın⇒ alnı,
  • oğul⇒ oğlu,
  • gönül⇒ gönlüm,
  • beniz,⇒ benzi,
  • ömür⇒ ömrüm,
  • cürüm⇒ cürmü,
  • hüküm⇒ hükmü,
  • fikir⇒ fikri…
  • ileri-le-mek⇒ ilerlemek,
  • koku-la-mak⇒ koklamak,
  • kavuş-ak⇒ kavşak,
  • uyu⇒ uyku,
  • devir⇒ devril-…
  • nerede⇒ nerde,
  • burada⇒ burda,
  • şurada⇒ şurda…
  • kayıp⇒ kaybolmak,
  • emir⇒ emretmek,
  • keşif⇒ keşfetmek,
  • sabır⇒ sabretmek…
* “gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula” örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.
  • oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.
* Özel isimlerde -hâliyle- hece düşmesi olmaz:
  • Gönül’e, Ömür’ü…