KUR’AN’DAN MESAJLAR ÂL-İ İMRÂN SURESİ 103-105. AYETLER

Dersbizim

Öğretmen
24 Ağu 2025
2,585
0
36
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın, parçalanmayın. Allah’ın
size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idi-
niz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kar-
deş olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken
oradan sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki
doğru yolu bulasınız.
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir toplu-
luk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa dü-
şenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.”112
Müfessirlere göre “Allah’ın ipi”nden maksat, Kur’an ve İslam’dır. “Hep birlikte Allah’ın
ipine sımsıkı yapışmak” İslam dinine inanmayı, onu kabul etmeyi ve gereklerini yerine ge-
tirmeyi ifade eder. Hz. Peygamber Kur’an-ı Kerim’i, “Allah’ın gökyüzünden yeryüzüne sar-
kıtılmış ipidir.” diye tarif etmiştir. Allah’a (c.c) karşı gereği gibi saygılı olmak ve Müslüman
olarak ölebilmek için Allah’ın (c.c.) ipine toptan yapışarak tevhid inancında birleşmek,
ayrılıktan uzak durmak ve hayatın sonuna kadar imanı korumak gerekir. 113
İslam dini, inançta ve amelde birliğe büyük önem verir. Bunun içindir ki inanç alanında
Allah’ın (c.c.) birliği ilkesini getirdiği gibi ibadet alanında da hac ve namaz gibi insanları
bir araya toplayarak Müslümanların birliğini sağlayacak prensipler koymuş, ameli tedbirler
almıştır.
Sebeb-i nüzul (nüzul sebebi): Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberlik döneminde
meydana gelen ve Kur’an-ı Kerim’in bir veya birkaç ayetinin yahut bir suresinin inme-
sine yol açan olayı, durumu veya ayet ve surelerin hangi ortam ve şartlarda, ne gibi
nedenlerle indirildiğini bildiren ilim dalı. (MEB Dinî Terimler Sözlüğü, s. 77.)
Kur’an insanlar arasında düşünce ayrılıkla-
rının bulunmasını, insanın yaratılış hikme-
tine ve özelliklerine bağlar. Makul çizgide
kalması hâlinde bu ayrılıkların insanlar ara-
sında rekabete, dolayısıyla toplumun iler-
lemesine ve kalkınmasına yardımcı olacağı
da açıktır. Ancak İslam, düşünce ayrılığı-
nın düşmanlığa dönüşmesini ve insanların
kamplara ayrışmasını müsamaha ile karşı-
lamaz.
Nitekim bu ayette Müslümanların birliği, Allah’ın (c.c.) bir nimeti olarak değerlendiri-
lirken toplumsal barışı tehdit eden ve İslam’dan önce örnekleri çokça görülen çekişme
hallerini her an içerisine düşüp yanabilecekleri ateşten bir çukurun kenarında bulunmaya
benzetmiştir.
112 Âl-i İmrân suresi, 103-105. ayetler.
113 Hayreddin Karaman, Mustafa Çağrıcı, İbrahim Kafi Dönmez, Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu, C 1, s. 643-
644.
“Nerede birlik, orada dirlik”
“Sürüden ayrılan kuzuyu kurt kapar.”
Yukarıdaki atasözlerini Âl-i İmrân su-
resinin 103. ayetine göre değerlendi-
rerek düşüncelerinizi arkadaşlarınızla
paylaşınız.
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.

(Mehmet Akif Ersoy,
Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, s.179.)
Yukarıda verilen beyti Âl-i Îmran suresi 103.
ayeti dikkate alarak yorumlayınız.
“... O’nun (Allah’ın) nimeti sayesinde kardeş oldunuz...”114 ayeti, İslam’ın insanlar ara-
sında birlik ve beraberliği sağlama konusunda ne derece kaynaştırıcı önemli bir unsur
olduğunu, hatta din kardeşliğinin, dolayısıyla inanç ve dava birliğinin soy kardeşliğinden
daha kuvvetli olduğunu gösterir. Zira soy, dil ve vatan birliğinin, aynı ırktan olan Araplar
arasında meydana getiremediği barış, kardeşlik ve dayanışmayı İslam, bu millet arasında
başardığı gibi farklı ırklar ve soylar arasında da başarmıştır. İslam tarihi bunun örnekleriyle
doludur.115
Toplu halde yaşayan insanlık, bu yaşayışın
uyumlu olarak sürdürülebilmesi ve iyiliğin
hâkim kılınabilmesi için birtakım kurallara
uymakla yükümlüdür. İslam ahlakında baş-
lıca toplumsal kurallar dinî buyruk ve ya-
saklarla zaman ve mekâna göre değişmezlik
kazanmış, her birey, iyiliğin yaygınlaşması
ve kötülüğün önlenmesine kendi ölçüsünde
katkıda bulunmakla yükümlü kılınmıştır.
Hz. Peygamber’in şu sözü bu konuyla ilgili
olarak normal şartlarda her Müslümana gö-
rev yüklemektedir: “Bir kötülük (münker)
gören kişi onu eliyle önlesin. Buna gücü
yetmeyen diliyle karşı çıksın. Bunu da ya-
pamayan (kötülüğe) kalben buğzetsin ki
artık bu da imanın en zayıf derecesidir.”116
Hz. Peygamber toplumsal hayatı ve kişilerin
sorumluluğunu şöyle bir benzetmeyle bizle-
re anlatmaktadır; “Bir gemiyi paylaşan ve
bir kısmı üstte bir kısmı altta bulunan in-
sanları düşünün. Altta bulunanlar, su ihti-
yaçlarını karşılamak için gemiyi delmek is-
tediklerinde, üsttekiler buna mani olmaz-
larsa gemi batar ve hepsi birden boğulur;
eğer engel olurlarsa hepsi de kurtulur.”117
Emr-i bi’l-ma’rûf, “iyi olanı emretme,
iyiliği ve güzelliği yaymaya çalışma”,
nehy-i ani’l-münker ise “kötülüğü yasak-
lama, kötülüğe karşı çıkma” anlamına
gelir.
(Hayreddin Karaman; Mustafa Çağrıcı;
İbrahim Kafi Dönmez; Sadrettin Gümüş,
Kur’an Yolu, C 1, s. 645.)