Varlığı hem idea hem de madde olarak kabul edenler (Düalizm)

mervetufan

Öğretmen
24 Ağu 2025
400
0
16
Kurucusu Descartes (1596-1650) ’tir. Ona göre varlık; birbirine indirgenemeyenmadde (beden) ve ruh (düşünme) gibi iki öğedenoluşur. Varlığın temelinde birbirine indirgenemeyen iki töz olduğunu kabul eden görüşe düalizm denir.

Descartes’e göre üç tür cevher (töz) vardır. Tanrı, madde ve ruh. Birinci töz olan Tanrı, sonsuz tözdür. Tanrı, sonsuz ve mükemmeldir. Varlığını hiçbir şeye borçlu değildir. Kendi başına vardır. Diğer tözler olan madde ve ruh sonlu tözlerdir. Kendi başlarına var olamazlar. Var olmak için Tanrı’ya ihtiyaç duyarlar. Maddenin ana niteliği yer kaplamak, ruhun ana niteliği ise düşünmektir.

Descartes varlık anlayışında, kuşku yöntemini kullanarak, kendi var oluşunu kanıtlar. Bu amaçla, ilk adımı her şeyden şüphe ederek başlatır; “Mademki her şeyden şüpheleniyorum o halde kesin olan bir şey, benim şüphe duyuyor olduğumdur. Şüphe etmek düşünmek demektir. Şüphe duyduğum ne ölçüde kesinse, düşünüyor olduğum da o ölçüde kesindir. Demek ki düşündüğüm ne ölçüde kesinse, düşünen bir varlık olarak da var olduğumo ölçüde kesindir.” Descartes daha sonra şu ünlü çıkarımına varır; “Düşünüyorum o halde varım.”

Descartes kendi varlığını kanıtladıktan sonra ikinci adım olarak; insanın doğuştan gelen bir mükemmellik fikrine sahip olduğunu savunarak Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya çalışır. Descartes, daha sonra da diğer varlıkların var oluşunu kanıtlamaya çalışır.

Varlığı fenomen olarak kabul edenler: Fenomen, terimsel anlamda “Görünen ve öz bilim”demektir. Genel anlamda ise fenomen, “algılanan veya bilince görünen şey olup gözlemlenebilir olay/olgudur.” Kurucusu E. Husserl (1859-1938) ’dir.

Edmund Husserl (1859-1938), gerçek varlığı, fenomenlerin içinde gelişen öz olarak tanımlar. Varlık kendisini fenomenlerde gösterir. İnsanlarvarlığa değerler yükleyerek ona yaklaştığından onun özüne hiç yaklaşamamaktadır. Bu öze yaklaşmak veonu kavramak için varlığa verilen değerlerden varlığın arındırılması gerekmektedir. Yani fenomenlerin; olgulardan, duyusal yaşantılardan ayıklanması gerekir. Husserl bu ayıklama işlemine“ paranteze alma” der. Parantez alma; bir nesnenin özüne ulaşabilmek için onun özüne ait olmayan tüm özelliklerin bir kenara konulması demektir.

Fenomenler, tek tek algılanan nesneler değildir. Tektek algılanan nesnelerin ifadesi olan tümel (bütünsel)kavramlardır. Mesela; tek tek algılanan kiraz, erik, gibi meyveler değil, düşünce/akıl yoluyla bütün selolarak bilinen MEYVE kavramıdır. Fenomenler zaman ve mekân kavramlarıyla sınırlandırılamazlar.