- 24 Ağu 2025
- 400
- 0
- 16
Bağlaçların pek çoğu Farsçadan, Arapçadan dilimize geçmiştir. Türkçe bağlaçlar pek azdır. Öteki kelime sınıflarında olduğu gibi bağlaçlar da genellikle tek kelime halindedir. Bu kelimeler yalın ya da bileşik olabilir. Gerçek bağlaçlar bunlardır. Son zamanlarda, yabancı bağlaçların yerine bazı, iki ya da daha çok kelimeden kurulan bağlaç birlikleri kullanılmaktadır.
Yapıları bakımından bağlaçlar şu bölümler içinde toplanabilir:
1. Tek kelime halindeki bağlaçlar:
a. Basit (yalın) olanlar.
b. Bileşik (birleşik) olanlar.
2. Birlik halinde kullanılan bağlaçlar.
1. Tek kelime halindeki bağlaçlar:
a. Basit (Yalın) Bağlaçlar:
Yalın bağlaçların birkaç tanesi dışında ötekileri yalnızca bağlaç olarak kullanılırlar: Şayet, lâkin, ilâ, keza, vakıa, imdi, yani, meğer, madem, nitekim, eğer, ama, bile, ile, de vb.
“ile” kelimesi bağlaç olarak kullanıldığı gibi edat olarak da kullanılır.
» yalnız : Çoğunlukla zarf ya da sıfat olarak kullanılır.
İki bağlacın, bir zarf ile bir bağlacın ya da kısa cümlelerin; anlam kayması, ses kayması veya kelime sınıfı kayması yoluyla kaynaşıp kalıplaşmasından meydana gelen bazı kelimeler de bağlaç olarak kullanılır. Meğerki, mademki, veyahut, veya, çünkü, halbuki, sanki, oysa, öyleyse, neyse, yoksa, kimbilir vb.
İki ya da daha çok kelimeden kurulan kimi kalıplaşmış birlikler de bağlaç olarak kullanılır.
1. Birlikte, yan yana kullanılarak anlamları kuvvetlendirilmiş bağlaçlar:
a. “ki” bağlacı, bağlaçlık görevi zayıflayan bağlaçlardan sonra kullanılarak bunlarla bir bağlaç birliği meydana getirir:
Yapıları bakımından bağlaçlar şu bölümler içinde toplanabilir:
1. Tek kelime halindeki bağlaçlar:
a. Basit (yalın) olanlar.
b. Bileşik (birleşik) olanlar.
2. Birlik halinde kullanılan bağlaçlar.
1. Tek kelime halindeki bağlaçlar:
a. Basit (Yalın) Bağlaçlar:
Yalın bağlaçların birkaç tanesi dışında ötekileri yalnızca bağlaç olarak kullanılırlar: Şayet, lâkin, ilâ, keza, vakıa, imdi, yani, meğer, madem, nitekim, eğer, ama, bile, ile, de vb.
“ile” kelimesi bağlaç olarak kullanıldığı gibi edat olarak da kullanılır.
- “Gelmesi ile gitmesi bir oldu” (bağlaç),
- “Onun gelmesi ile işler daha da karıştı” (edat).
» yalnız : Çoğunlukla zarf ya da sıfat olarak kullanılır.
- “Ali yalnız gezer” (zarf),
- “Yalnız çocuklarda birtakım ruhsal aksaklıklar görülüyor” (sıfat),
- “Giderim, yalnız unutma ki bir daha gelmem” (bağlaç).
- “Bu kalem ancak beş lira eder.” (zarf),
- “Bu işe başlıyorum ancak bugün bitiremem.” (bağlaç)
- “Hoş bir tadı var.” (sıfat),
- “Geldi. Hoş gelmese de olurdu ya.” (bağlaç)
- “Demek sizinle olan dostluğumuz böylece son buluyor.”
- “Anlaşılan sizinle anlaşmamız güç olacak.”
- “Açıkçası sizinle birlikte çalışmak istemiyorum.”,
- “Kısacası orayı ilk gördüğümde beğenmemiştim.” gibi.
İki bağlacın, bir zarf ile bir bağlacın ya da kısa cümlelerin; anlam kayması, ses kayması veya kelime sınıfı kayması yoluyla kaynaşıp kalıplaşmasından meydana gelen bazı kelimeler de bağlaç olarak kullanılır. Meğerki, mademki, veyahut, veya, çünkü, halbuki, sanki, oysa, öyleyse, neyse, yoksa, kimbilir vb.
- halbuki (hal + bu + ki) : “Halbuki biz seninle bir arada büyüdük.”
- sanki (san + ki) : “Sanki seninle çoktan beri görüşmemiş gibiyim.”
- oysa (o ise): “Oysa Ali akşamları işinden yorgun dönerdi.”
- öyleyse (öyle + ise): “Çarşıya gidelim diyorsun; öyleyse biraz erken gel.”
- neyse (ne + ise) : “Otobüs geldi. Neyse çok fazla gecikmiş sayılmam.”
- yoksa (yok + ise) : “Niye gelmedin; yoksa işin mi çıktı?”
- kimbilir (kim + bil-ir) : “Göğsündeki şampiyonluk madalyası onu kimbilir ne kadar değiştirmiş olacaktı.” gibi.
İki ya da daha çok kelimeden kurulan kimi kalıplaşmış birlikler de bağlaç olarak kullanılır.
1. Birlikte, yan yana kullanılarak anlamları kuvvetlendirilmiş bağlaçlar:
- ya da, hem de, yahut da vb.
a. “ki” bağlacı, bağlaçlık görevi zayıflayan bağlaçlardan sonra kullanılarak bunlarla bir bağlaç birliği meydana getirir:
- demek ki vb.
- öyle ki, şöyle ki vb.
- farzet ki : “Farzet ki seninle yeni tanıştık.”
- kaldı ki : “Kaldı ki sen benim en yakın arkadaşımsın.”
- yeter ki : “Mal çok; yeter ki müşteri çıksın.”
- tut ki : “Tut ki geldim, ne değişir?”
- değil mi ki : “Değil mi ki sen gelmedin, hiç kimseyi istemem.”
- nedir ki : “Büyükler öğüt verir, nedir ki çocuklar onların sözünü pek dinlemez.”
- nerde kaldı ki : “Ali o işi kendisi bilmez nerde kaldı ki başkasına öğretsin.”
- şu var ki : “Şu var ki bu hareketler hızlandıkça memleketteki tedirginlik de arttı.”
- ne var ki : “Bolu dağında karayolları ekipleri devamlı çalışmaktadır ; ne var ki aradan yarım saat geçmeden kar yolu tekrar kapamaktadır.”
- demek oluyor ki: “Demek oluyor ki, artık buraya hiç gelemeyeceksiniz.”
- hiç değilse : “Kalmaya gelmiyorsun hiç değilse oturmaya gel.”
- hiç olmazsa : “O gelmedi hiç olmazsa sen gel.”
- sözün kısası : “Sözün kısası sizinle artık görüşmeyeceğim.” (isim tamlaması)
- şu halde : “Şu halde bana da yapacak başka bir şey kalmıyor.” (sıfat tam.)
- o halde : “O halde aynayı sen kırdın diyemezsin.” (sıfat tam.)
- aksi halde : “Otur çalış, aksi hale seni gezmeye götürmeyeceğim.” (sıfat tam.)
- aksi takdirde : “Erken yat aksi takdirde yarın erken kalkamazsın.” (sıfat tam.)1
- buna göre : “Buna göre antlaşmanın yeniden ele alınması gerekiyor.” (edat tamlaması)
- görünüşe göre: “Görünüşe göre yaptığınız iş doğru olmamış.” (edat tam.)
- bundan başka: “Beni çağırdı bundan başka seni de getirmemi istedi.” (edat tam.)
- her ne kadar : “Her ne kadar onunla ilgilenmiyorsam da babasıyle ilgimi muhafaza ediyordum.” (edat tam.)
- “O güzel değildir, bununla beraber çevresi tarafından beğenilir.”
- “İşim çok, bununla birlikte bu günü beraber geçirebiliriz.” örneklerinde olduğu gibi.
- ne bileyim : “Ne bileyim gönlüm de öyle olmasını diliyordu.”
- gel gelelim : “O kadar açıklıyorum, gel gelelim anlamıyorsun.”
- zorla değil ya : “Vallahi inanmam, zorla değil ya inanmam.”
- ne de olsa : “Ne de olsa görülmesi gerekli bir yerdi.”
- ne … ne : “Ne biri ne öbürü, babaları hakkında tek kelime söylemiyordu.”
- hem … hem : “Bu para hem sana hem bana yeter.”, “Hem ağlarım hem giderim.”
- ha … ha : “Ha gelmiş ha gelmemiş benim için fark etmez.”
- gerek … gerek : “Bu iş gerek seni gerek onu çok ilgilendirir.”
- ama … ama: “Ama bugün ama yarın mutlaka gelir.”
- ister … ister : “İster gelsin ister gelmesin ben karışmam.”
- ya … ya : “Ya gelinir ya gelinmez.”
- da … da : “Ben de çalıştım o da.”
- kâh … kâh : “Kâh gülerek kâh susarak ilerliyorduk.”
- belki … belki : “Belki ben belki annem mutlaka geliriz.”